Sizin Portal: Ankara
Showing posts with label Ankara. Show all posts
Showing posts with label Ankara. Show all posts

Ankara Şehir Rehberi

Wednesday, May 14, 2008

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 30.715 km²

Nüfus: 3.236.626 (1990)

İl Trafik No: 06

Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolu’nun merkezi bir noktasında kurulmuştur. Bu merkezi konumu itibariyle tarih boyunca özellikle Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, Ankara keçilerinin tüylerinden yapılan sof kumaşlarının yurt dışına satılması Ankara’yı kervansarayların güzergahı ve bir ticaret merkezi haline getirmiştir.

Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrası Atatürk liderliğindeki ulusal direnişte belirgin bir konum üstlenmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Türk yurdunun yabancı işgalinden kurtarılmasıyla 13 Ekim 1923′de yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmiştir.

Ankara’nın en belirgin noktasında yer alan yapı, Ulu Önder Atatürk için yaptırılan ihtişamlı Anıtkabir’dir. 1953 yılında tamamlanan bu antik ve modern mimari sentezi yapı Türk mimarisinin gücünü ve zarafetini kanıtlamaktadır.

Şehrin en eski bölümleri tarihi Kaleyi çevrelemektedir. Duvarlar içinde 12. yüzyıla ait Alaaddin Cami her ne kadar Osmanlılar tarafından elden geçirilmişse de hala Selçuklu ahşap işçiliği ve sanatının güzel örneklerini sergiler. Pek çok sayıda ilginç eski Türk evi restore edilmiş ve sanat galerileri ya da geleneksel Türk mutfağından örneklerin sergilendiği lokantalar olarak yeniden hayat bulmuştur.

Hisar Kapısı’nın yakınlarında güzel bir şekilde restore edilmiş olan Bedestendeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Paleolitik, Neolitik dönemlere ve Hatti, Hitit, Frigya, Urartu ve Roma Uygarlıklarına ait paha biçilmez eserler yer almaktadır.

Kalenin dışında 13. yüzyıldan kalma Arslanhane Cami ve 14. yüzyıla ait Ahi Elvan Cami görünmeye değer eserlerdendir. Roma döneminin şatafatını M.S. üçüncü yüzyıldan kalma hamamlar, dördüncü yüzyıla ait Julian Sütunu ve ikinci yüzyıldan kalma korint stiline inşa edilmiş olan Agustus Tapınağı Ulus Meydanı’na yakın bir biçimde kalenin çevresindedir. İmparator Augustus’un ”Politik Emirleri” nden biri olan ve kendisinin başarılarını ayrıntılı olarak veren yazıt, Ankara’daki Augustus Tapınağı’nın duvarlarıdır.

Kale yakınlarında, bir Roma Tiyatrosu ve aynı bölgede 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Cami ve türbesi yer almaktadır.

Selçuklu tahta kapı oymacılığının şaheserlerinin ve diğer günlük kullanım araçlarının sergilendiği Etnografya Müzesinin hemen yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi Türk güzel sanatlarından kesitler içerir. Ankara’daki en büyük camii olan Kocatepe cami 1976 ile 1987 arasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.

Ankara, seçkin bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olmaktadır. Şehir, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Flarmoni Orkestrası ile ünlüdür.

İLÇELER:

Ankara ilinin ilçeleri; Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı ve Şereflikoçhisar’ dır.

Akyurt: Kent merkezine 33 km. uzaklıktadır. İlçeye bağlı Balıkhisar Köyüne 1 km uzaklıkta, M.Ö. 3000 yılı ortalarından itibaren yerleşime sahne olmuş, Eski Tunç Çağına ve sonrasına ait büyük bir höyük bulunmuştur.

Altındağ: Kent merkezine 1 km. uzaklıkta, Selçuklular , Osmanlılar ve daha eski medeniyetleri kapsayan ilçede; Ankara Kalesi, Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu, Roma Hamamı, Cumhuriyet Anıtı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Etnografya Müzesi, Kurtuluş Savaşı Müzesi ve Cumhuriyet Müzesi bulunmaktadır. Ayrıca Karacabey, Ahi Şerafettin, Hacı Bayram Veli Efendi, Karyağdı, Gülbaba ve İzzettin Baba Türbeleri ile Hacı Bayram, Aslanhane, Ahi Elvan, Alaaddin, Zincirli ve Kurşunlu camileri de ilçe sınırları içerisindedir.

Ayaş: Kent merkezine 58 km. uzaklıktaki Ayaş İlçesi kaplıcaları ile ünlüdür. Karakaya Kaplıcası ile 23 km. batısındaki Ayaş içmelerinin mineralli ve radyoaktifli suların sağlık açısından önemli bir zenginlik kaynağıdır. Karadere Bağlan, Ova Bağları, Arıklar Bağları, Kirazdibi Bağları ilçenin diğer tabiat varlıklarıdır.

Bala: Ankara’nın güneyinde yer alan Bala ilçesi sınırlarındaki, ilçeye 35 km uzaklıktaki Beynam Ormanları Balâ ilçesinin olduğu kadar Ankara’nın da önemli mesire yerlerindendir. Burası genellikle çam ormanlarıyla kaplıdır.

Beypazarı: Ankara’ya 99 km. mesafede olan Beypazarı ilçesinin tarihi Hitit ve Friglere kadar uzanmaktadır. Beypazarı’nın bir piskoposluk merkezi olduğu, adının önceleri Lagania, Anastasıopolıs olarak değiştirildiği tarihi eser ve haritalardan anlaşılmaktadır.

Beypazarı, tarihi evleri, gümüş işçiliği ve havucu ile ünlü şirin bir ilçedir. Boğazkesen Kümbeti, Suluhan, Eski Hamam, Sultan Alaaddin Cami, Akşemseddin Cami, Kurşunlu Cami, Rüstem Paşa Hamamı, Gazi Gündüzalp Türbesi (Hırkatepe), Kara Davut Türbesi (Kuyumcutekke), Karaca Ahmet Türbesi, ilçe sınırları içerisinde olup görülmeye değer tarihi mekanlardır.

İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan Tekke Yaylası, 44 km uzaklıktaki Karaşar beldesinde bulunan Eğriova Yaylası ve Gölü, Dereli köyü civarında peri bacalarını andıran yapılar ilçenin ilgi çekici yerleridir.

Çamlıdere: Ankara’nın kuzeybatısında yer alan Çamlıdere ilçesinin şehir merkezinden uzaklığı 108 km. dir. İlçede Selçuklu dönemine ait Peçenek Beldesinde bir Camii bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Bizans Dönemine ait mezar ve yerleşim yerleri kalıntılarına da rastlanılmaktadır.

Çankaya: Çankaya İlçesi, şehir merkezine 9 km. uzaklıktadır. Ankara’nın önemli ilçelerinden olan Çankaya İlçesi, ili merkezine yakın pek çok semti içine alır. Atatürk Orman Çiftliği, Eymir Gölü, Elmadağ Kayak Tesisleri, Ahlatlıbel Spor ve Eğlence Merkezi ilçe sınırlarındadır.

Anıtkabir, Atatürk Müzesi, Atatürk Anıtı (Zafer Anıtı-Sıhhiye), MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Güvenlik Anıtı, Etnografya Atatürk Anıtı, Doğa Tarihi Müzesi, ODTÜ Arkeoloji Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Sergi Salonu, Anıt Park, Botanik Bahçesi, Abdi İpekçi Parkı, Güven Park, Kurtuluş Parkı, Kuğulu Park, Milli Egemenlik Parkı, Ahmet Arif Parkı, 100. Yıl Kapalı Yüzme Havuzu, Belediye Buz Paten Sahası gibi spor alanları, Oyuncak Müzesi (Cebeci-Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi), Hitit Anıtı, Atakule, TBMM ilçenin başlıca turistik yerlerindendir.

Çubuk: Çubuk, Ankara şehir merkezine 39 km uzaklıktadır. Aktepe’ de bulunan bir kale harabesi ve Karadana Köyünde Oyulu Kaya Mezarı Hitit kalıntılarıdır.

Çubuk II. Barajı drenaj alanında bulunan ormanlık ile Karagöl mevkiinde bulunan ormanlık alanlar önemli mesire yerleridir.

Elmadağ: Kent merkezine 41 km. uzaklığındadır. Kökü Selçuklulara kadar uzanan halıcılık, el dokuması, kilim, heybe ve çantalar kültür zenginliklerini günümüze kadar getirmiştir.

Etimesgut: Etimesgut ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 20 km. dir. Gazi Tren istasyonu ve Atatürk’ün İstanbul’a gidiş gelişlerinde uğurlandığı Etimesgut Tren İstasyonu tarihi yapı özellikleriyle dikkat çekicidir. Etimesgut’a adını veren Ahi Mes’ud, Ahi Elvan gibi Türk büyüklerinden, Ahi Elvan Hazretlerinin Türbesi Elvanköy’ de Elvanköy Cami avlusunda bulunmaktadır.

Evren: İl merkeziğne 178 km. uzaklığındadır. Çevrede rastlanan höyük ve kilise, kale kalıntıları bu yörenin İslamiyetten çok önceleri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. İlçe sınırları içerisinde Evren-Sarıyahşi yolu üzerinde Evren’ e 2 km. uzaklıkta bir höyükte bin yıla ait seramik kalıntılarına rastlanmıştır. Çatalpınar Köyünün 2 km güneybatısında bulunan Sığırcık Kalesi Geç Bizans ve Osmanlı Dönemine aittir.

Gölbaşı: Ankara’ya 20 Km. uzaklıktaki Gölbaşı ve çevresi Ankara’nın mesire, sayfiye, turizm ve sanayi bölgesi durumundadır. Mogan ve Eymir Gölleri, doğal güzelliği, temiz havası ve balık üretimi ile ilçeye turistik bir değer kazandırmaktadır.

İlçe sınırlarında, İncek, Hacılar ve Tulumtaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe Mevkiinde yer alan Tulumtaş Mağarasında görülmeye değer dikit, sarkıt ve sütunlar bulunmaktadır.

Haymana: Kent merkezine uzaklığı 73 km. olan Haymana kaplıcalarıyla dünyaca ünlüdür. Kaplıcaların tarihi Hititlere kadar uzanmaktadır. Hititlerden sonra Romalılar devrinde kaplıca tesisleri yeniden onarılmış, ayrıca kaplıcanın 1-1.5 km doğusunda halen harabeleri bulunan bir şehir kurularak, bu bölge bir su tedavi merkezi haline getirilmiştir.

Kalecik: Kent merkezine 71 km. uzaklıktaki Kalecik ve civarının ilk defa M.Ö. 3500-4000 yıllarında erken Kalkolitik Devirde iskan edilmiş olduğu tahmin edilmektedir. Hasbey, Saray, Tabakhane Camileri, Kazancıbaba, Alişoğlu Türbesi ile Kızılırmak üzerindeki Develioğlu Köprüsü ve Kalecik Kalesi belli başlı tarihi eserleridir.

Kazan: Kazan’ ın şehir merkezinden uzaklığı 45 km. dir. İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan kazılar sonucu çıkan birçok tarihi eser, çok değişik medeniyetler zamanında ilçe ve köylerinde yerleşim olduğunu göstermektedir.

Keçiören: Keçiören ilçesinin Ankara şehir merkezine uzaklığı 3 km. dir. Ankara’nın Merkez ilçelerinden biridir. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşına hazırlandığı ve karargah olarak kullandığı Ankara Eski Tarım Okulu bugün müze olarak Keçiören sınırları içerisindedir.

Kızılcahamam: İl merkezine 83 km. uzaklıkta bulunan Kızılcahamam Ankara’nın en yoğun orman örtüsüne sahip olan yerleşim yeridir. Maden suyu bakımından oldukça zengin olan Kızılcahamam’a 16 km uzaklıktaki Şey Hamamı Kaplıcası ülkenin önemli kaplıcaları arasındadır.

Mamak: Mamak ilçesinin şehir merkezine uzaklıgı 7 km. dir. İlçede kültür hizmetlerini yerine getirmek için şimdiki Belediye Başkanlık Binasının yer aldığı Konservatuar Binası bulunmaktadır. Ayrıca 75. Yıl Cumhuriyet Anfi Tiyatrosu, kültürel faaliyet varlıklarından sayılabilir.Tabiat varlıkları olarak Hatip Çayı, Bayındır Barajı ve önemli 4 mesire yerlerindendir.

Nallıhan: Nallıhan’ın şehir merkezine uzaklığı 161 km. dir.İlçe merkezi 1599′da Vezir Nasuhpaşa’ nın burada bir han yaptırmasıyla teşekkül etmiş, adını bu Han’dan almıştır. Halen çatısı yıkık olan Han ile birlikte cami ve hamam da yapılmıştır. İlçede, Uluhan (Köstebek) Köyünde 17. Yüzyılda inşa edilmiş olan Uluhan Cami de diğer önemli bir eserdir.

Polatlı: Polatlı ilçesinin şehir merkezine uzaklığı 78 km. dir. Bugünkü Polatlı’nın 20 m. kuzeybatısına düşen Yassıhöyük Köyü ve çevresi bölgede gerçek bir tarih başlangıcı sayılabilir. Bu çevrede 86 adet tümülüs ve kral mezarları ve kalıntıları ilçe merkezinde de tümülüs ve şehir kalıntıları bulunmaktadır.

Şereflikoçhisar: Şehir merkezine 148 km. uzaklıktadır. İlçede, Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü bulunmaktadır. Kuzeyinde bulunan Hirfanlı Baraj Gölünde balıkçılık yapılmaktadır. Tuz Gölü, Kurşunlu Camii, Koçhisar Kalesi ve Parlasan Kalesi, ilçenin tarihi ve turistik zenginliklerini oluşturur.

Yenimahalle: Yenimahalle’nin şehir merkezine uzaklığı 5 km. dir. Kent Merkezinde yeralan Yenimahalle’nin tarihini vurgulayan eserler arasında Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat tarafından 1222 yılında eski Bağdat Ticaret yolunun geçtiği Ankara Çayı üzerinde yaptırılan Akköprü sayılabilir. Tarihi özelliğini hala korumakta olan Köprü, 4 büyük, 3 küçük olmak üzere 7 kemerden oluşmuştur.

anahtar kelimeler: Ankara Tatil Yerleri,Ankara otelleri,Ankara ucuz otelleri,Ankara ucuz pansiyonları,Ankara pansiyonları,Ankara restaurantları,Ankara gezilecek yerleri,Ankara tarihi,Ankara resimleri,Ankara araba kiralama,Ankara ucuz tatil,Ankara hotelleri,Ankara ucuz hotelleri,Ankara ulaşım,Ankara kalacak yerler,Ankara haritası,Ankara ilçeleri

Genel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri

26.897 km2 lik bir alana sahip olan Ankara, 39o57′N enlemi ile 32o53′E boylamları arasında yer almaktadır. Ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 890 metredir.
Doğusunda Kırıkkale ve Kırşehir, kuzeyinde Çankırı ve Bolu, kuzeybatısında Bolu, batısında Eskişehir, güneyinde Konya ve Aksaray illeri bulunmaktadır.
Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. İlin kuzey sınırının Kuzey Anadolu sıra dağlarının kolları olan dağlar, Orta Anadolu düzlüklerinin devamı olan ovalar çizer. Güney kısmında Tuz Gölü çanağı, Kepez Ovaları ve Hacıbekirözü gibi düzlükler bulunur. Bu düzlükler arasında volkanik Karadağ ile Karasimir Dağı, Paşa Dağı ve Teke Dağı yükselir.
Orta kesimlerden kuzeye doğru yaklaştıkça Haymana, Bala hattının kuzeyinde Kuzey Anadolu sıra dağları ile irtibatları bulunan dağ sıraları belirir. Bunların arasında İdris ve Elmadağları yükselir. Güney Batı Kuzey-Doğu doğrultusunda Güre, Elma, İdris, Karyağdı-Mire-Aydos-Çile, Ayaş ve Hıdır dağ sıraları arasında çöküntü alanları ve kıvrılmalarından dolayı Balaban, Mogan Gölü, Çubuk, Mürted ve Babayakup Ovaları meydana gelmiştir. Ankara Ovası doğu-batı yönünde uzanmıştır. Sakarya ve Kızılırmak nehir kolları arasında çukurlarda münferit olarak yüksek sıradağları görmek mümkündür.
Kuzeyde, Çubuk ve Kızılcahamam ilçelerinde yer yer sarp görünüşlü Yıldırım, Işık ve Yakut dağları, Batıda Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinin kuzey sınırları Karakiriş, Kartal ve Manastır dağları ile çevrilmiştir. Güney bölgedeki dağlar tatı meyilli, yuvarlak sırtlı ve üzerleri düzdür. Bu alanda yükseklikler 1050-1500 m. arasındadır.
İl sınırları içinde Mogan, Eymir, Karagöl, Kurumcu ve Samsun gölleri bulunur. Bölgede yer yer volkanik arazilere rastlanır. Bu kütle üzerinde 2378 m. yüksekliğindeki Köroğlu Dağı ile Mahya Tepesi (2006 m.) yükselir. İlin güneydoğusunda Hüseyingazi dağı kültesi bulunur.
İlin arasizisini Sakarya ve Kızılırmak nehirleri ile Çubuk Çayı, İncesu ve Ova Çayları sular.
İklimi : İlin geniş arazisinde yer yer iklim farklılıkları görülür. Güneyde, İç Anadolu ikliminin bariz özellikleri olan step iklimi, kuzeyde ise, Karadenz ikliminin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. kara ikliminin hüküm sürdüğü bu bölgede kış sıcaklıkları düşük, yaz ise sıcak geçer. En sıcak ay Temmuz-Ağustos, en soğuk ay ise Ocak ayıdır.
Bölgeye düşen yağış miktarları kuzey ve güney kesimlerde farklılık gösterir. Kuzeyde Kızılcahamam ve Çubuk, Karadeniz yağış rejimi özelliğini; güney ise İç Anadolu karakterini taşır. Bölgenin yapısı gereği özellikle kış aylarında sis olayı oldukça fazla görülür ve hayatı etkiler.
İl bazında ortalama sıcaklık 10-13oC arasında, aylık ortalama yağış miktarı da 11-55 mm arasındadır. En yüksek sıcaklık değeri 41.4oC ile Sarıyar istasyonunda; en düşük sıcaklık da sıfırın altında 32.2oC ile Esenboğa istasyonunda kaydedilmiştir. Donlu günler sayısı yılda ortalama 60-117 arasında, karla örtülü günler sayısı ise yılda toplam 10-70 gün arasında değişmektedir. En yüksek kar kalınlığı 82 cm. olarak Kızılcahamam istasyonunda kaydedilmiştir.
İl merkezi ve istasyonların rüzgar durumuna genel olarak bakıldığında; hakim rüzgarın topografik yapıya bağlı olarak değişim gösterdiği açıkça görülür. Buna göre hakim rüzgar Ankara (merkez), Esenboğa, Çubuk, Ayaş ve Yenimahalle’de kuzeydoğu, Haymana (İkizce), Sincan, Dikmen ve Nallıhan’da batı, Polatlı ve Şereflikoçhisar’da kuzey, Etimesgut ve Elmadağ’da güneybatı, Kızılcahamam’da güneydoğu ve Beypazarı’nda kuzey-kuzeydoğudandır. Kuvvetli rüzgarların görüldüğü aylar mart ve nisan aylarıdır. Ankarada tespit edilen en yüksek rüzgar hızı güne, güneydoğu yönünden 32.1 m/sn. dir
Normal şartlarda günlük olarak basıncın değerlerinde fazla değişiklik görülmez. Ancak yurdumuzu etkileyen hava kütlelerine bağlı olarak değişmeler gözlenir. Uzun yıllar değerlerine göre; ankara’nın ortalama basınç değeri 912.7 mb., tespit edilen en yüksek basınç değeri 936.5. mb. ve en düşük basınç değeri 882.6 mb.dır.
Bitki Örtüsü: Etrafı dağlarla çevrili olan Ankara, kışları soğuk, yazları kurak geçen bir iklime sahiptir. En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Bu iklim şartları ve topografik yapı Ankara ve çevresinde iki ayrı bitki topluluğunun (step ve orman) gelişmesine imkan sağlamıştır. Yörede en yaygın olan bitki topluluğu step (bozkır)tir. Step bitki örtüsü az yağış alan çukur alanlarda ve platolar üzerinde yaygın haldedir. Bu bitki topluluğu içinde ağaç yok denecek kadar azdır. Genelde dikenli çalılar dikkati çeker. Bunun yanısıra akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları step içerisinde yer alır. Step bitki örütüsünün en yaygın türlerini otlar oluşturur. Çoğu küçük boylu olan bu bitkiler birbiri yanında ve kümeler halinde toplanmıştır. Step bitki topluluğunun başlıca türlerini kısa boylu çayırlıklar, ayrıkotu, keven, sorguçotu, üzerlik otu, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü çayır, hardalotu, yemlikotu, yılgınotu, yavşanotu, gelincik, papatya, hatmi, kekik, sütleğen, ballıbaba, yabani gül, böğürtlen ve isimlerini sayamadığımız birçok bitki oluşturur.
Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık sahada yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü kendini belli etmeye başlar. Bozkır (step) ortasında adacıklar halinde görülen ormanlar, genelde tahripten arta kalan korulardır. Bu tür ormanlarda hakim ağaç türü karaçam, ardıç ve yer yer meşedir. Kurakçıl orman deyimiyle adlandırılan bu ormanlara en güzel önreği, Beynam Ormanı oluşturmaktadır. Ankara’nın kuzeyindeki Kızılcahamam ilçesi yakınlarından başlamak üzere orman örtüsü sıklaşmaya ve gürleşmeye başlar ki, burada iğne yapraklı ağaçlar yaygın türü oluştururlar.
Ulaşımı: Karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Türkiye’nin karayolu ve demiryolu ağı merkezinde olması nedeniyle ülkenin her yerine ulaşmak mümkündür. İç ve dış hatlarla hizmet veren uluslararası havalimanı bulunmaktadır.
Tarihi: Ankara’nın ilk yerleşim tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bölgede yapılan araştırmalar, kentin Paleolitik Çağ’dan itibaren yerleşme alanı olduğunu göstermektedir.
Kızılcahamam yöresinde yapılan araştırmalarda; Paleolitik Çağ’a ait buluntulara rastlanmış olup, Eti Yokuşu, Ahlatlıbel, Karaoğlan ve Koçumbeli’nde de Eski Tunç Çağı’na ait buluntular ortaya çıkarılmıştır.
Hitit eserlerinde sık sık rastlanan Ankuva, muhtemelen bugünkü Ankara kentinin bulunduğu yerdir. Mürtet Ovası yakınındaki Bitik’te Hitit yerleşmesi ve Haymana ilçesi yakınlarındaki Gâvurkale’de Hitit dönemine ait önemli bir kutsal yerleşim bulunmaktadır.
Ankara’nın kent olarak ilk kuruluşu Phyrigia dönemindedir. Phyrigia’nın başkenti Gordion bugünkü Ankara sınırları içinde kalmaktadır ve İç Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden birisidir. Efsanelere göre Ankara’yı da büyük Phyrigia Kralı Midas kurmuştur. Phyrigialılar buraya gemi çapası anlamına gelen “Ankyra” adını vermişlerdir. Yörede bulunan tümülüsler, özellikle M.Ö. 750-500 yılları arasında Ankara yöresinde Phyrigia yerleşmesinin önemini göstermektedir.
Phyrigia Devleti’nin yıkılmasından sonra Lydialıların ve daha sonra Perslerin hâkimiyetine geçen kentin Pers Kralı I. Dareios döneminde (M.Ö. 522-486) yapılmış olan ünlü kral yolu üzerinde küçük bir ticaret merkezi olduğu bilinmektedir. Aradan iki asır geçtikten sonra Büyük İskender, Anadolu’daki Pers hâkimiyetine son vermiştir.
M.Ö. 278-277 yılında Avrupa’dan Anadolu’ya gelen Galatların bir kolu olan Tektosagların Ankara’yı başkent yaptıkları bilinmektedir. Ankara Kalesi’nde görülen ilk yapı bu devirden kalmadır.
Roma İmparatoru Augustus M.Ö. 25 yılında kenti Galatlardan alarak bu bölgeyi Roma’nın bir eyaleti olarak Roma İmparatorluğu’na bağlamış ve Ankara’yı Galatia’nın başkenti yapmıştır. 1. ve 2. yüzyıllarda Ankara, Anadolu’da Roma yol ağının çok önemli bir kavşağı niteliğini kazanmış, yönetimsel ve askeri işlevleri gelişmiş bir kenttir. Roma İmparatorluğu’nun zayıflaması ile 3. yüzyılda Ankara önemini kaybetmiştir. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun eline geçen kent 334-1073 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altında kalmıştır.
1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans ordusunu yenmesinden sonra 1073 yılında Ankara Türklerin eline geçmiştir. Bu tarihten başlayarak Osmanlılar tarafından Anadolu’nun siyasal birliğinin kurulmasına kadar geçen sürede kent, Türk beylikleri, Bizans ve Moğol egemenliği altında değişik dönemler geçirmiştir. 1300’lü yıllardan başlayarak Ahi merkezlerinden biri olarak ticari işlevlere sahip olan Ankara, Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde de önemli bir ticaret merkezi olmaya devam etmiştir. Ankara’daki Ahi örgütü, kervanların ve ordunun deri ve demirden yapılmış malzeme gereksinimini karşılıyor ve aynı zamanda İç Anadolu’da geniş bir bölgede üretilen tiftik Ankara’da işleniyordu. 19. yüzyıla kadar önemini koruyan Ankara, daha sonra önemini yitirmeye başlamış, kentin 1892 yılında bir demiryolu ile İstanbul’a bağlanması da bu durgunluğu çözememiştir. 20. yüzyılın başında yaşanan savaşlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve 1917 yangınının da etkisi ile daha da gerileyen kent, Kurtuluş Savaşı sırasında yeniden önem kazanmaya başlamıştır.

Kurtuluş Savaşımızın idare edildiği bir merkez olarak, adı milli mücadelemizin sembolü haline gelen Ankara 13 Ekim 1923’te başkent olmuştur.
Korunan Alanlar (Milli Parklar ve Tabiat Parkları)
Soğuksu Milli Parkı
Tel: 736 11 15
Konumu ve Önemi: 1959 yılında tesis edilmiş bulunan Soğuksu Milli Parkı, Ankara İli Kızılcahamam İlçesi mülkî hudutları içerisinde 1050 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Ankara’ya 80 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır.
Turistik bakımdan büyük bir önem taşıyan, Kızılcahamamı çevreleyen ormanların flora yönünden step ile orman zonu arasında bir geçit teşkil etmesi sebebiyle biyolojik bakımdan ayrı bir özellik taşımaktadır. Bu sebeple mevcut ormanların korunması ve imarı amacıyla ve Ankara’ya çok yakın bir mesafede bulunmasından dolayı Milli park olarak tefrik edilip değerlendirilmiştir.
Milli Park; Bilimsel ve estetik bakımdan, Milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını ifade ettiğine göre; Soğuksu Milli Parkı’nın ayrılış sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır.
Tabii Özellikleri: Soğuksu Milli Parkı, en yakın köye yedi kilometre uzaklıktadır. Bölge ormanlarının bulunduğu saha volkanik arazi parçasıdır. Bu bakımdan, bu tip arazilere özgü vasıflardan olmak üzere civarında sıcak ve soğuk su kaynakları bulunmakta olup, bunlar kaplıca olarak da değerlendirilmektedir. Soğuksu Milli Parkın’da yükseklik 1000-1800 metre arasında değişmektedir. En yüksek tepesi 1789 metre rakımlı Arhul Tepesidir.
İklim: Soğuksu Milli Parkında yıllık ortalama sıcaklık 11.9°C, en yüksek sıcaklık 35.6°C, ve en düşük sıcaklık ise 14.6°C civarındadır. Ortalama yağış miktarı 350.3 mm., yıl içinde yağmurlu gün sayısı 209, kapalı gün sayısı 81 ‘dir.
Bitki Örtüsü: Seri ormanları genellikle koru ormanı görünümündedir. Parkta mevcut orman ağaçları sarıçam, karaçam, köknar, meşe olup, bunların ormandaki karışım oranları; Sarıçam %65, Karaçam %24, Köknar %6, Meşe %5′tir.
Milli Park flora yönünden de oldukça zengindir. Çeşitli çayır otları ve çiçekleri mevcut olup, ayrıca yabani çilek, yabani gül, ağaççıklar da vardır. Milli Parkın 800 hektarı ormanlık saha, 250 hektarı içe açıklık sahadır. Açık sahalar sarıçam ve karaçam fidanları ile ağaçlandırılmıştır. Milli Park sahasının 1/3′ü kullanma ve 2/3′ü ise koruma sahası olarak tefrik edilmiştir.
Hayvan Topluluğu: Milli Park sahasında yaban domuzu, ayı, tilki, çakal, sincap ve tavşan gibi hayvanlar ve otuzbeşin üzerinde kuş çeşidi bulunmaktadır.
Sosyal Durum: Soğuksu Milli Parkı’na giriş ücretlidir. Kullanma sahasında; 8000 ziyaretçinin ihtiyacını karşılayacak piknik masası, piknik ocağı, çöp bidonu, çeşmeler, tuvaletler ve yağmur sığmakları mevcut bulunmaktadır. Bu tesislere ayrıca her yıl yenileri ilâve edilmektedir. Yılda ortalama 500.000 kişinin ziyaret ettiği Soğuksu Milli Parkı ziyaretçilerinin çoğunu, ilkbahar ve sonbaharda Ankara’dan hafta sonu geçirmek üzere gelenler teşkil etmektedir.
Milli Park dahilinde bir adet idare binası, bir adet sekiz yataklı misafirhane, iki adet gazino, bir adet memba suyu işletmesi, bir adet büfe, 500 kişilik açık hava tiyatrosu ve 80 yatak kapasiteli her türlü konforu haiz bir turistik otel mevcuttur. Koruma yönünden bir adet polis karakolu vardır.
Ayrıca Milli Park haricinde parka bağlı pırnak, keklik ve çil üretme istasyonu bulunmaktadır. Üretme istasyonunda kınalı keklik, çim keklik, şahin, sülün, bıldırcın ve güvercin bulunmaktadır.

Park içinde 16 kilometrelik çevre yolu mevcut olup, park sahası bu yolla tamamen gezilebilecek durumdadır. Ayrıca piknik alanlarına giden yollar da vardır.
Soğuksu Milli Parkında çadır kurulabileceği gibi, karavanlı kamp yapmak da mümkündür. Park sahasında dağ turizmine meraklı olanlar için de imkan mevcuttur. Parkın her köşesinde manzara çok çeşitli ve günün her saatinde değişik güzelliktedir.

Ankara Termal Turizm

Kızılcahamam Kaplıcası : Suyun ısısı; büyük kaplıca kaynağında 47 °C, küçük kaplıca kaynağında 44 °C, Kızılcahamam Maden Suyu kaynağında 19.5 °C, Acısu Kaplıcası kaynağında 34 °C, Şey Hamamı kaynağında 43 °C, Acısu kaynağında 37 °C’dir. Su fiziki ve kimyasal bileşim olarak hipertermal, hipotonik sular sınıfındadır. Tesislerden içme ve banyo kürleri şeklinde yararlanılmaktadır. İçme kürleri karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsak, iç ve dış sökresyon kolenlar ve metabolizma hastalıkları; banyo kürleri kalp, dolaşım bozuklukları, romatizma üzerinde etkilidir. Alan çevresinde konaklama tesisleri mevcuttur.
Kızılcahamam Şey Hamamı Termal Turizm Merkezi : Kızılcahamam-Çerkeş yolu üzerinde Güvem bucağının 2 km. batısındadır. Suyun ısısı 43 °C’dir. Su kimyasal bileşim olarak bikarbonatlı, sodyumlu, kalsiyumlu, karbondioksiti ve florürlü bir bileşime sahiptir. Termal tesislerden içme ve banyo kürleri olarak yararlanılmaktadır. Termal suların romatizma, eklem ve kireçlenme, mide ve bağırsak, kan dolaşımı, sinirsel hastalıklar, karaciğer ve safra kesesi, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etki yaptığı bilinmektedir. Tesis çevresinde konaklama tesisleri bulunmaktadır.
Ayaş İçmesi ve Kaplıcası : Sıcaklık derecesi 51 °C’dir. Üst solunum yolu hastalıklarına ve akciğer hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
Ayaş Karakaya Kaplıcası : Kaplıca suyunun sıcaklık derecesi 31 °C. Kimyasal bileşimi bikarbonat, sodyum, kalsiyum ve karbondioksit içermektedir. İçme olarak da yararlanılmaktadır.
Dutlu-Tahtalı Kaplıca ve İçmeleri : Beypazarı ilçesindedir. Su kaynaklarından kaplıca ve içme olarak yararlanılmaktadır. Su sıcaklığı 31-52 °C’dir. Kaplıca suyu klorürlü, sülfatlı, sodyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli bir bileşime sahiptir. Cilt hastalıkları, karaciğer, safra kesesi, pankreas, damar sertliği rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Çubuk Melikşah Kaplıcası : Ankara’ya 30 km. uzaklıkta Çubuk ilçesindedir. Suyun sıcaklığı 31 °C‘dir. Kaynak suları kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içermektedir.
Haymana Kaplıcası : Ankara’ya 73 km. uzaklıktaki Haymana ilçesindeki kaplıcanın su sıcaklığı 44.5 °C’dir. Suyun bileşimi; bikarbonat, kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbondioksitten oluşmaktadır. Mide, karaciğer, pankreas, damar sertliği, akciğer rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Mağara Turizmi
Bizans Dönemi Mağaraları : Güdül ilçesi, Kirmir Çayı kenarında İnönü mevkiinde bulunmaktadır. Bu tarihi yerüstü mağaralarının Bizanslılar döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Dağın içini oymak suretiyle yapılan bu mağaralarda, merdivenlerle kat kat yukarılara çıkılmaktadır. İç Anadolu’daki Ürgüp-Göreme mağaralarına benzerlik göstermektedir. Aynı zamanda burası, merkezi bir yerdeki kilisesi ile bir köy topluluğunu andırmaktadır. Kirmir Çayı’nın zamanla altını oyduğu dağın parçalanmasıyla yukarı katlara çıkan merdivenlerin bazıları, açıkta kalmış tarihi bir görünüm arz etmektedir.
Tuluntaş Mağarası : Ankara’ya 15 km. uzaklıkta Gölbaşı ilçesindedir. İncek, Hacılar ve Tuluntaş köyleri arasındaki Karayatak Tepe mevkiinde bulunmaktadır. Uzunluğu 5 km., genişliği 1-1.5 km., yüksekliği 30-40 m. olan büyük bir kireç taşı bloğunun içinde, kimyasal erimeler sonucunda oluşan mağarada görülmeye değer dikit, sarkıt ve sütunlar bulunmaktadır
ANKARA’NIN DOĞAL SEMBOLLERİ
Ankara Kedisi

Ankara Kedisi dünyanın en sevilen saf kan kedi ırkları arasında yer almaktadır. Nesiller boyu “Ankara” her zaman uzun tüylü kediyi nitelendirmek için kullanılan bir terim olmasına rağmen tek saf kan Ankara, ataları Türkiye’den çıkmış olan Türk Ankarası’dır. Ankara kedisi Türkiye’de üretilmiş doğal ve saf bir kedi ırkıdır. Ankara kedisi ülkesinin ulusal hazinelerinden biri sayılmaktadır. Ankara Kedisi dünyanın dikkatini ilk kez Haçlı Savaşları sırasında çekti. 1620-1625 yıllarında Fabri de Peiresc adındaki bir Fransız bilim adamı ülkesine eski Ankara’dan bir kaç saf beyaz kediyle dönmüştü.

Ürettiği yavrular Fransız soyluları arasında dikkatle dağıtıldı. İlk yavrulardan biri Fransız devlet adamı Cardiani de Richekieu’ya verildi. 18.yy da XV. Louis gibi XVI. Louis veMarie Antoinette de bu asil kedilerin hayranları arasına girdi. Bu dönemde yapılmış pek çok yağlı boya tablo Ankara Kedilerini çeşitli renklerde resmetmektedir. 19.yy’da pek çok Ankara Kedisi Fransa’dan Amerika’ya İhraç edilmiştir.

1962′de birçok Amerikan askeri personeli, Ankara Hayvanat Bahçesi’nde 45 yıllık bir üretim programının ürünü olan Ankara Kedilerini gördüler. Bir kaç çift alınarak Amerika’ya götürerek ırka ilginin yeniden doğmasını sağladılar. Bu ipeksi orta uzunlukta kürkü olan ince uzun yapılı kediler safkan kedi güzelliği ve zevkini çıkaran tüm ülkelerde sevilip ilgiyle üretilmeye devam etmektedir.

Ankara Müzeler ve Örenyerleri

Anadolu Medeniyetleri Müzesi : Müze, Ankara Kalesi’nin güneydoğu kısmında, Atpazarı olarak bilinen semtte bulunan iki Osmanlı yapısından meydana gelmektedir. İki yapıdan birisi olan Mahmut Paşa Bedesteni’nin, Fatih dönemi baş vezirlerinden tarafından 1464-1471 tarihleri arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Yapının planı klasik tiptedir. Ortada 10 kubbe ile örtülü dikdörtgen planlı kapalı mekân, karşılıklı yerleştirilen üstü beşik tonozlarla örtülü 102 dükkândan meydana gelen bir arasta ile çevrilmektedir. İkinci yapı olan Kurşunlu Han, tahrir defterlerine ve sicil kayıtlarına dayanan son araştırmalara göre Fatih dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın Üsküdar’daki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. 1946 yılındaki onarımda II. Murat’a ait sikkeler ele geçirilmiştir. Bu buluntular, hanın 15. asrın ilk yarısında var olduğunu kanıtlar niteliktedir. Han, Osmanlı devri hanlarının tipik plan karakterinde olup ortada avlu ve revak sırası ile, bunları çeviren iki katlı odalardan oluşur. Zemin katta 28, birinci kata 30 oda yer alır. Hanın kuzey cephesinde
11, doğu cephesinde 9 ve giriş eyvanı içerisinde karşılıklı yerleştirilen 4 dükkân yer alır. İki yapı da 1881 yılındaki yangından sonra terk edilmiştir. Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurulması isteği üzerine Kültür Müdürü Hamit Zübeyir Koşay tarafından Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yapılan öneri sonunda, Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak 1938 yılından 1968 yılına kadar süren onarımlar sonunda Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu’nun arkeolojik eserleri Paleolitik Çağ’dan başlayarak, Osmanlı dönemine kadar kronolojik bir sırayla sergilenmektedir. Bedestenin yan salonlarında kronolojik düzen içinde, Paleolitik, Neolitik, Eski Tunç, Assur Ticaret Kolonileri, Hitit, Phyrigia, Urartu dönemlerine ait, Karain, Çatalhöyük, Hacılar, Can Hasan, Beyce Sultan, Alacahöyük, Karaz, Mahmutlar, Eskiyapar, Elmalı, Kültepe, Acemhöyük, Boğazköy, Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnoz kazılarından gelme çeşitli koleksiyonlar ve Yunan, Roma, Bizans dönemlerine ait örnekler; bedestenin orta salonunda, Hitit İmparatorluk (Alacahöyük) ve Geç Hitit (Malatya, Karkamış, Sakçagözü) kentlerinin giriş kapılarına ait taş kabartmalar kazıda bulundukları biçimde sergilenmektedir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir.
Etnografya Müzesi : Etnografya, Ankara’nın Namazgâh adıyla anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Müze 18.7.1930 yılında halka açılmış ve 1938 yılının Kasım ayında iç avlusu geçici kabir olarak ayrılmış, Atatürk’ün naaşı, 1953 yılında Anıtkabir’e nakline değin, burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Binanın mimarı cumhuriyet döneminin ilk mimarlarından olan Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Bina dikdörtgen planlı olup, tek kubbelidir. Yapının duvarları küfeki taşıyla kaplanmıştır. Alınlık kısmı mermerden ve oyma süslüdür. Dört sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbealtı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Müzenin önünde duran bronz Atatürk heykeli 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca İtalyan heykeltıraş P. Cononica’ya yaptırılmıştır. Müzede maden eserler, dokuma giysi, silah ve ağaç işçiliği sergilenmektedir. Geleneksel Türk sanatının nadide örnekleri arasında Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya, Sivas yöresi kadın ve erkek çorapları, keseler, oyalar, çevreler, uçkurlar, peşkirler, bohçalar, yatak örtüleri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları yer almaktadır. Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde, Kırşehir yörelerine ait dokumalar da bulunmaktadır. Ayrıca müzede Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihi ile ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi de bulunmaktadır.
Cumhuriyet Müzesi (II. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan müze Cumhuriyet Halk Fırkası binası olarak tasarlanmış ancak, I. Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz olması ve gelişen cumhuriyet Türkiye’si meclisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle binada değişiklik yapılarak II. Türkiye Millet Meclisi olarak kullanılmış, 30 Ekim 1981 yılında da Cumhuriyet Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bina 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanmıştır. Bodrum üzerine iki katlı olan bu yapının iç bölümleri, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarına dizilmiştir. Girişten sonra enine uzanan iki ucunda merdivenlerin yer aldığı geniş geçit, Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı bir tavanla örtülmüştür. Benzer bir biçimde ele alınmış yerlerden birisi de büyük salondur. Yer yer localarla değerlendirilen bu salonun özellikle yıldız motiflerini içeren ahşap tavanı sonradan düzenlenen taç kapı ve bazı noktalar dışında kemerler, saçaklar, yer yer çinilerin yer aldığı bölümler ile bu dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Özgün eşyaları ile meclis toplantı salonu, Atatürk ilke ve inkılaplarının anlatıldığı odalar ilk üç cumhurbaşkanı Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar dönemlerini yansıtan belgeler, fotoğraflar ile bazı şahsi eşyalar sergilenmektedir. Toplantı salonunda ise Mustafa Kemal Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927 tarihinde okuduğu Büyük Nutuk’tan bir bölüm, balmumu heykellerle meclis oturumu canlandırılmıştır
Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası) : Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmış, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüştür. 1952 yılında Maarif Vekaleti’ne devredilmiş, 23 Nisan 1961’de “Türkiye Büyük Millet Meclis Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamaları çerçevesinde restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları yapılarak 23 Nisan 1981’de Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak yeniden açılmıştır. Binanın planı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına askeri mimar Hasip Bey nezaret etmiştir. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı (andezit) kullanılmıştır. Meclisin, 23 Nisan 1920’de çalışmalarına bu binada başlaması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina halkın katkısıyla tamamlanmıştır. Bina; koridor, Riyaset Divanı, Bakanlar Kurulu Odası, Encümen Odası (Komisyon Odası), Dinlenme Odası, Şer’iye Encümeni Odası, İdare odaları, Meclis Toplantı Salonu, Mescit, Reis Odası (Meclis Başkanı Odası), fotoğrafhane, eser depoları ve sergi salonu olarak kullanılan alt katın yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır.
Anıtkabir: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahat yeri olarak Rasattepe’de (Anıttepe) seçilmiş ve 1 Mart 1941 tarihinde Anıtkabir’in yapımı için Serbest Proje Yarışması düzenlenmiş, yarışma için hükümet tarafından uluslararası alanda tanınmış yerli ve yabancı sanatçılarca ve Bayındırlık Bakanlığı’nca belirlenen yüksek mimarlardan oluşan tarafsız bir jüri oluşturulmuştur. Yarışmaya Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 47 adet proje katılmıştır. 18 Kasım 1943 tarihinde Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arden’in projelerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 9 Ekim 1944 tarihinde törenle temeli atılan Anıtkabir’in inşası 9 yıllık bir süre içinde dört aşamalı olarak yapılmıştır. Anıtkabir, Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arasında II. Ulusal Mimarlık dönemi olarak adlandırılan dönemin özelliklerini taşımaktadır. Yaklaşık 750.000 m2’lik bir alanı kaplamakta olup Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır
Barış Parkı: Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve yabancı ülkelerden getirilen fidanlarla oluşturulmuştur. Bugün parkta 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.
Anıt Bloku: Üç bölümden oluşmaktadır;
Aslanlı Yol
Tören Meydanı
Mozole
Tandoğan Kapısı’ndan girildiğinde, Barış Parkı içinden uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniş merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak İstiklal ve Hürriyet kuleleri yer alır.
Anıtkabir yapı topluluğu içinde, simetrik yerleştirilmiş on adet kule vardır. Bunlar İstiklal Kulesi, Hürriyet Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılap Kulesi, Cumhuriyet Kulesi, Müdafaa-i Hukuk Kulesi’dir. Zafer ve Barış kuleleri arasında II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün mezarı bulunmaktadır.
Anıtkabir Atatürk Müzesi : Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılap kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. 21 Haziran 1960’ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk’ün kullandığı eşyalar, kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca Atatürk’ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, ve Sabiha Gökçen’in müzeye armağan ettikleri Atatürk’e ait eşyalar da sergilenmektedir.
MTA Tabiat Tarihi Müzesi : 1968 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından kurulan müze, Eskişehir yolu üzerindeki enstitü binasında bulunmaktadır. Müzede 1935 yılından bugüne kadar yapılan jeolojik çalışmalar sırasında toplanan yer bilimlerinin çeşitli evrelerine ait mineral ve taş örnekleri sergilenmektedir. Üç kattan oluşan müzenin giriş katı tümüyle paleontolojiye ayrılmıştır. Üç bine erişen fosil örnekleri, Maraş filine ait fosil iskeleti monte edilmiş halde sergilenmektedir. 193 milyon yıl önce Ankara civarında yaşamış, 1.5 m. çapında dev ammoniti ve 25 bin yıl önce Anadolu’da yaşamış insana ait ayak izleri sergilenmektedir. Mineraloji ve petrografik’e ayrılmış olan 1. katta, Anadolu’dan toplanan 2650 mineral ve taş örnekleri tanıtılmaktadır. Alt kat diaroma’ların bulunduğu kısımdır. Burada ülkemiz için tipik olan ve gittikçe nesli tükenen hayvanlar yaşam ortamlarında tanıtılmaktadır.
Resim ve Heykel Müzesi : Ankara’da Namazgâh Tepesi’nde Etnografya Müzesi yanında, Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanan bina 1927 yılında inşa edilmiştir. Cumhuriyet dönemi Türk mimarisi örneklerindedir. 1980 yılında restore edilerek hizmete giren müzede 19. yüzyıl başından günümüze kadar Türk resim sanatı ve yaklaşık 100 yıllık geçmişi olan Türk plastik sanatının seçkin örnekleri yer almaktadır. Müzede her geçen gün zenginleşen plastik sanatlar kütüphanesinin yanı sıra amatör ve profesyonel sanatçıların çalışabileceği resim, heykel ve seramik atölyeleri vardır. Dış ülkelerle geliştirilen kültürel anlaşmalar çerçevesinde programlanan resim, heykel, seramik, baskı sanatları ve fotoğraf sergileri, periyodik sergiler üç galeride gerçekleştirilmektedir.
Roma Hamamı : Ulus Meydanı’ndan Yıldırımbeyazıt Meydanı’na uzanan Çankırı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapılan kazılar sonucunda hamamın iki bölümden oluştuğu anlaşılmıştır. Palaestra dört tarafı revaklarla çevrilmiş, yaklaşık kare planlı büyük bir alandır. Kapalı kısımlar ise palaestra’ya bir bütün olarak bağlıdır ve frigidarium (soğuk kısım), tepidarium (ılık kısım) ve kalidarium (sıcak kısım) olarak adlandırılan üç ana kısımdan oluşmuştur. Ayrıca çeşitli avlular, külhan olarak adlandırılan ocaklar servis kısımları ve su depoları ile yapı anıtsal bir bütün haline getirilmiştir. Ankara’daki Roma Hamamı’nın bugün görülebilen kalıntıları alttaki ısıtma katları ile servis kısımlarıdır. Hamamda yapılan kazılar sonucunda ele geçirilen sikke ve yazıtlar ile Korinth başlıkları gibi mimari buluntulardan yapının İmparator Karakalla döneminde (211-217) inşa edildiği ve Bizanslılar döneminde de onarılarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Son yıllarda kısmen restore edilmiş olan Roma Hamamı’nın palaestrasında bugün Roma devri Ankara’sından toplanmış olan yazıtları kapsayan zengin bir koleksiyon sergilenmektedir.
Gordion ve Gordion Müzesi : İç Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden birisi olan Gordion, Ankara’nın 96 km. güneybatısında, Polatlı’nın 21 km. batısında Yassıhöyük köyündedir. Gordion’un ilk olarak M.Ö. 3000 yılının sonlarında (Eski Tunç Çağı) iskân edildiği bilinmektedir. Antik kentin bu çağdan başlayarak Hititler, Phyrigialılar, Persler, Yunanlar ve Romalılara ait olmak üzere çeşitli yerleşme tabakalarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Efsaneye göre Gordion’u M.Ö. 9. yüzyılda başkent yapan kişi Phyrigia Kralı Gordios’tur. Gordion en parlak devrini Kral Midas’ın yönetimi altında geçirmiştir. M.Ö. 695 yılında kent, Kimmerler tarafından yakılıp yıkılarak tahrip edilmiştir. Daha sonra Lydialıların egemenliği altına giren kent, ticari ve askeri bir merkez olarak yeniden inşa edilmiştir. M.Ö. 546 yılında Perslerin, M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’in ve M.Ö. 278 yılında Galatların yönetimine giren kent, M.Ö. 189 yılında Roma ordusu tarafından tamamen terk edilmiş olarak bulunmuştur. Gordion, Roma egemenliği altında önemini kaybederek küçük bir yerleşim haline gelmiştir. Yassıhöyük köyünün doğusundaki geniş vadide tümülüsler dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Bunlar üstleri yığma toprak tepeciklerle örtülmüş ve ağaçtan yapılmış mezarlardır. Toplam sayısı 80’in üstündedir. Gordion’daki tümülüslerin en büyüğü Kral Midas’a ait olduğu düşünülen büyük tümülüstür. Bu mezar yaklaşık 300 m’lik çapı ve 53 m’lik yüksekliği ile Anadolu’daki ikinci büyük tümülüstür. Mezar odasında bir erkek iskeleti, 9 adet tahta masa ile iki adet tahta paravan, 3 büyük kazan, çeşitli büyüklükte 166 adet bronz kap ve iskeletin baş ucunda 145 adet fibula bulunmuştur. Gordion’daki diğer tümülüslerden en önemlisi P tümülüsü olarak adlandırılan ve M.Ö. 700 yıllarında yapıldığı sanılan yığma mezardır. Yaklaşık 80 m. çapı ve 12 m. yüksekliği olan bu tümülüsün mezar odasının içinde bulunan bir çocuk iskeleti ile ağaçtan yapılmış aslan, at ve geyik gibi oyuncaklar bu tümülüsün bir çocuk mezarı olduğunu ortaya koymuştur. Bu tümülüste ayrıca 40 adet seramik kap bulunmuştur. Gordion’da yapılan kazılarda bulunan eserlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Gordion Müzesi’nde korunmaktadır.
Augustus Tapınağı : Eski çağlardan günümüze kalmış yapıların en önemlilerinden birisi olan Augustus Tapınağı Ulus’ta Hacı Bayram Camii’nin bitişiğindedir. Augustus Tapınağı, Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır. Tapınağın duvarlarında, İmparator Augustus tarafından, ölümünden önce vesta rahibelerine teslim edilen dört belgeden, yaşamı boyunca yaptığı işleri anlatan sonuncu belge “Index rerum gestarum” adlı belge Yunanca ve Latince yazılmış olarak yer almaktadır. Tapınak kısa yanlarında 8, uzun yanlarında ise 15 sütunu kapsayan Korinth düzenindeki bir peristasis ile çevrilmiştir. Bu sütunlarla birlikte tapınağın kapısı önünde 4, arkada 2 adet sütun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Kapının yüksekliği 8.4 m., genişliği 3.34 m’dir. Bu büyük ve görkemli kapıdan kutsal yapının iç bölümüne ve pronaos denilen üstü kapalı bir geçide gelinir. Augustus’un yaşamını anlatan Latince metin pronaosun iki duvarının iç yüzlerinde yer almaktadır. Yunanca yazıt ise cellanın güneybatıdaki duvarının dış yüzünde bulunmaktadır. Tapınağın öteki ucunda ise anteler arasında Korinth düzeninde iki sütunu bulunan opisthodomos yer alır. Tapınak, 5. yüzyılda Bizans döneminde çeşitli eklemeler yapılarak, pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Güneydoğu duvarında görülen üç pencere bu dönemden kalmadır. 15. yüzyılın başlarında tapınağın kuzeybatı köşesine bitişik bir şekilde Hacı Bayram Camii inşa edilmiştir.
Julien Sütunu : Ulus’ta, Defterdarlık ve Valilik binası arasındaki küçük meydanda bulunmaktadır. Kare bir kaide üzerinde üst üste kurulmuş daireler şeklindeki tuğlalardan yapılmış olan 15 m. yükseklikteki sütun, Bizans dönemi Korinth başlığı ile sona ermektedir. Sütunun 362 yılında İmparator Julien’in Ankara’yı ziyareti anısına dikilmiş olduğu düşünülmektedir.
Gâvurkale : Ankara’nın 60 km. güneybatısında Haymana yakınında bulunan bir kaya kabartmasıdır. Kabartmada üç tanrı figürü tasvir edilmektedir. Kayalık bir bölgede olan Gâvurkale, Hitit döneminde yüksek ve düz bir alan elde etmek için düzenlenmiştir. Vadiye bakan kayanın yüzüne çok silik olarak görülebilen, oturan bir tanrıça ve karşısında ayakta duran iki tanrı figürü kazınmıştır. Yüzeyin 2 m. aşağısında mezar odası kalıntıları mevcuttur.
Külhöyük : Haymana ilçesi Oyaca Kasabası yakınındadır. Orta büyüklükte höyüklerden olan Külhöyük’te, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında kazı çalışmaları yapılmaktadır. Höyüğün, yaklaşık 8 km. batısında bulunan Hitit kült merkezi Gâvurkale’ye olan yakınlığı buranın önemli bir Hitit yerleşim merkezi olabileceğine işaret etmektedir. Hititlerde önemli bir mimari gelenek olan monümental potern mimarisi, aynı tarzda yapılmış bir gizli sarnıç ve Eski Tunç Çağı’nın başına tarihlenebilecek buluntular elde edilmiştir.
Alagöz Karargâh Müzesi: Alagöz Köyü, Polatlı Anıtkabir Komutanlığı’na bağlıdır. Atatürk’ün Sakarya Savaşı’nı idare ettiği çiftlik evi 10 Kasım 1968 tarihinden beri müze olarak hizmet vermektedir.
Tel: 231 79 75
Hava Müzesi: Etimesgut Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün, 09.00-16.30 saatleri arasında ziyarete açık. Müzede, çeşitli maketler, fotoğraflar, belgeler, pilot giysileri ve uçuş ekipmanları sergileniyor.
Tel: 244 85 50-4114
Meteoroloji Müzesi: Cumartesi-Pazar günleri dışında hergün, 10.00-16.00 saatleri arasında ziyarete açık. Kurtuluş Savaşı’nda Genel Kurmay Başkanlığı olarak kullanılan yapıda, meteorolojik aletler sergilenmektedir.
Adres: Sanatoryum Cad. Kalaba
Tel: 302 24 19-22
Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi: Pazar ve Pazartesi dışında hergün, 08.30-17.00 saatleri arasında ziyarete açık. Eski adıyla ‘Direksiyon Binası’ olarak anılan yapı, 1964 yılında düzenlenerek müzeye dönüştürülmüştür. Müzenin alt katında, demiryolları ile ilgili belgeler, hat açılışlarında kullanılan makaslar, değerli eşyalar, kimlik kartları, bilet ve maketler sergilenmekte; üst katında ise Atatürk’ün konuk kabul odası, çalışma ve yatak odası ile banyosu yer almaktadır.
Adres: TCDD Genel Müdürlüğü Binası, Gar
Tel: 309 05 15/4084
Pembe Köşk: 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Aralık günlerinde, 10.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Okulların yapacağı ziyaretler için randevu alınması gerekmektedir. İnönü Vakfı tarafından düzenlenerek ziyarete açılan bu eski bağ evini, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1924 yılında almıştır. Müzede, İnönü’ye ait çeşitli eşya ve fotoğraflar yer almaktadır.
Adres: Şehit Ersan Cad. No: 14 Çankaya
Tel: 428 18 41 - 427 15 26
Pul Müzesi: Resmi tatil günleri dışında hergün 08.30-17.30 saatleri arasında gezilebilir. Müzede, bugüne kadar tedavüle çıkan Osmanlı ve Türk pullarının yanı sıra 200 ülkenin pulları da sergilenmektedir.
Adres: Türk Telekom Kampüsü, Aydınlıkevler
Tel: 316 62 63
Topçu ve Füze Okulu Müzesi: Özel emirle ziyaret edilebiliyor. Üç bölümden oluşan müzede, değişik cins ve çapta toplar, kıyafetler, harp araç ve gereçleri sergilenmektedir.
Adres: Topçu ve Füze Okulu, Polatlı
Tel: 623 44 30/3663
TCDD Müzesi: 1924 yılında ‘Ankara Oteli’ olarak yapılan bina, 1990 yılındaki restorasyonun ardından sanat galerisi ve demiryolları müzesi olarak hizmete açılmıştır.
Tel: 309 05 15/4094
Ülker Zaim Müzesi: Hafta içi 09.30-17.00 arasında ziyarete açık. Osmanlı dönemine ait giysi ve takılar, ev eşyaları, arkeolojik eserler sergilenmektedir.
Adres: Özel Atılım Lisesi, İncek Kampüsü
Tel: 460 20 20-460 20 35
75. Yıl Cumhuriyet Eğitim Müzesi: Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün 09.00-17.00 saatleri arasında açık. 1998 yılında hizmete açılan müzede çeşitli araç ve gereçler ile kitap ve fotoğraflar yer almaktadır.
Adres: Strazburg Cad. Lale Sok. No:6 Sıhhiye
Tel: 231 28 99
A.O.Ç. Atatürk Evi ve Müzesi: Pazartesi, Perşembe ve Cuma günleri dışında 09.00-17.00 saatleri arasında açık. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin, Atatürk Orman Çiftliği’nde inşa edilen benzeri 10 Kasım 1981′den bu yana hizmet vermektedir.
Adres: Atatürk Orman Çiftliği, Gazi Mah.
Tel: 211 01 70
Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi: Pazartesi dışında hergün 09.00-17.00 saatleri arasında açık. Müzede, Beypazarı ve yöresine ait etnografik eserler ile Bizans, Roma ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen eşyalar sergilenmektedir.
Adres: Cumhuriyet Mah. Yenice Sok. No:6 Beypazarı
Tel: 763 01 66

anahtar kelimeler: Ankara Tatil Yerleri,Ankara otelleri,Ankara ucuz otelleri,Ankara ucuz pansiyonları,Ankara pansiyonları,Ankara restaurantları,Ankara gezilecek yerleri,Ankara tarihi,Ankara resimleri,Ankara araba kiralama,Ankara ucuz tatil,Ankara hotelleri,Ankara ucuz hotelleri,Ankara ulaşım,Ankara kalacak yerler,Ankara haritası,Ankara ilçeleri

Ankara Beypazarı

Beypazarı, son yıllarda turizmin canlandırılmasına yönelik projelerle birlikte turistlerin ilgi odağı oldu. Kasabayı ziyaret edenlerin sayısı sürekli artıyor. 1999’da 2 bin 501, 2002’de 40 bin, 2004’te ise 200 bin turist Beypazarı’nı gezdi. 1800’lerden günümüze ulaşan konakların restore edilmesiyle bir açık hava müzesine dönüştü Beypazarı. Bu hafta, el sanatları ve mutfağıyla da Türk kültürünün mirasçısı olan bu İç Anadolu kasabasında bir geziye çıkıyoruz.

Hep Safranbolu ile karşılaştırılma durumunda kalan Beypazarı, farkını ilk başta tarihiyle ortaya koyuyor. Ankara’nın kuzeydoğusundaki kasabaya Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve son olarak da Osmanlılar egemen olmuş. İpek Yolu üzerindeki yerleşim merkezlerinden biri. İlçeye ilk ismi Luwi’ler ‘Lagania’ olarak vermişler. ‘Kaya Doruğu Ülkesi’ anlamına gelen bu isim, Beypazarı’nın konumunu ifade ediyormuş. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de çevre kentlerin ilgi odağı olan Beypazarı’nda büyük pazar yerleri kurulurmuş. Bu meşhur pazar, ilçenin ‘Beypazarı’ olarak anılmasına neden olmuş.

Verimli tarım alanları, doğal su kaynaklarının zenginliği, sarp yamaçlı tepelerle çevrelenmiş korunaklı bir konumu olması, Beypazarı’nı önemli bir yerleşim yeri haline getirmiş.

500 KONAK RESTORE EDİLDİ

Beypazarı denince akla ilk gelen şey tarihi evleri. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sine de konu olan Beypazarı evleri, cumbalı, üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki veya üç katlı yapılar. Sokaklarda iç içe yerleşim tarzı benimsenmiş. Bu nedenle kapılar, pencereler ve guşganalar birbirine bakacak şekilde düzenlenmiş, evler ise bitişik veya birbirine yakın inşa edilmiş.

Evlerin ahşap olan iskeleti tatlı kireç denilen malzemeyle sıvalı. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bir malzeme bu. Tavan arasındaki zemin katları taştan, geri kalan kısmı ahşaptan oluşan bu evlerin girişinde demir kapılı mahzenler var. Tarih boyunca yangınlarla birçok kez harap olan Beypazarı’nda, evlerin içindeki bu mahzenler kıymetli eşyaların saklanması amacıyla kullanılmış. Bu yangınlar nedeniyle aslında binlerce yıllık tarihe sahip Beypazarı’nda, en eski konak 13. yy’a ait.

Beypazarı Belediyesi beş yıldır BEYAP adlı bir proje yürütüyor. Böylece ilçedeki 3 bin 500 konaktan 500’ü restore edilerek kullanıma açıldı. Şu anda da bu çalışmalar diğer 3 bin konak için devam ediyor. Ayrıca restore edilmiş toplam 30 sokak bulunuyor. Bu sokaklar arasında yer alan apartmanlara da ahşap görüntü verilerek eski ile yeni arasında bir bütünlük sağlanmış. Pansiyon ve restoran olarak hizmet veren Münsürlerin Konağı, İnce Efendi Konağı, Hacıbostan Konağı, Müftüzade Hacı İzzet Efendi Konağı ve Mev’aların Konağı bu çalışmalar sonucunda hayata döndürülmüş önemli konaklardan.

Konakların yanında, şehrin en dikkat çeken yerlerinden birisi de 200 yıllık tarihe sahip, 600 dükkanlık Beypazarı Çarşısı. Çarşı da yakında restore edilip işletmelere açılacak.

Restorasyonu tamamlanmış birçok tarihi konağı barındıran Alaattin Sokak ise yöresel ürünlerin satıldığı, standların kurulduğu şehrin en gözde mekanı. Burada Beypazarlı ev hanımları yaptıkları ürünleri satıyor.

MUTFAĞIN ADI İNCE TAKIM

Bu tarihi yolculukta, Beypazarı’nın geleneksel yemeklerinden bahsetmemek olmaz. Anadolu’nun lezzetlerini barındıran yemekleri, sunumunun inceliğinden olsa gerek ‘İnce Takım’ olarak adlandırılıyor. El yapımı tarhana çorbası, taş fırınlarda pişirilen etli güveci, parmak kalınlığında damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolması, 80 kat ince yufkadan hazırlanan baklavası ve höşmelimiyle bu zengin mutfak, tarihi konaklarda ziyaretçilere sunuluyor. Taş fırınlarda yapılan, tazeliğini bir sene boyunca koruyan, çay saatinin vazgeçilmez lezzetlerinden Beypazarı Kurusu da Türkiye’de sadece Beypazarı’nda üretiliyor. Türkiye’deki havuç ihtiyacının yüzde 60’ı Beypazarı’nda yetiştiriliyor. Havuç lokumu ve reçeli Beypazarı’nın en değerli ürünleri arasında.

BEYPAZARI’NDA NERELERE UĞRAMAK GEREKİYOR?

3 Hıdırlık Tepesi İlçenin tamamına hakim olan bu tepeden şehir dokusunu seyredebilirsiniz.

3 İnözü Vadisi İlçenin kuzeyinde, üç kilometre uzaktaki vadi, bitki örtüsü ve tarihi kalıntılarıyla dikkati çekiyor. İnözü Çayı’nın aşındırıcı etkisiyle iki tarafı balık sırtı görünümünde yükselen dik kayalardan oluşan vadi, doğa sporlarını sevenler için de iyi bir adres.

3 Beypazarı Kültür Evi Nurettin Karaoğuz tarafından bağışlanan bir konak, 1996’dan beri Beypazarı Tarih ve Kültür Evi olarak kullanılıyor. Yerel kültürü temsil eden eserler, kıymetli madenler, antika eşyalar ve tarihi belgeler burada sergileniyor.

3 Gümüşçüler Beypazarı’nın en önemli simgelerinden biri telkari gümüş işlemeciliği. Belediye binasındaki Gümüşçüler Çarşısı’nın yanı sıra şehir merkezinde de birçok gümüş mağazası yer alıyor.

3 Türbeler Beypazarı’na üç kilometre uzaklıkta, İnözü Çayı’nın kenarındaki Yediler Türbesi, şehre 20 kilometre uzaklıktaki Gazi Gündüzalp Türbesi, İnözü Vadisi’ndeki Karaca Ahmet Sultan Türbesi ve Beypazarı’nın yedi kilometre kuzeydoğusundaki Kuyumcu Tekke Köyü’ndeki Karadavut Türbesi.

3 Eğriova Yaylası Ormanla çevrili bu yayla, bitki örtüsü, pınarların oluşturduğu göleti ve ahşap evleriyle ziyaretçilere doğayla baş başa kalma fırsatı sunuyor. Golf, trekking, atla gezinti gibi aktiviteler için elverişli. Her yıl Karaşar Eğriova Yayla Şenliği düzenleniyor.

3 Kimir Çayı Yöre halkının mesire alanı olarak yararlandığı çayda balık tutulabiliyor.

3 Tekke Yaylası Beypazarı’na 10 kilometre uzaktaki yayla, piknik alanı olarak kullanılsın diye tasarlanmış. Her yıl burada Piknik ve Güveç Günü düzenleniyor.

3 Kaplıca İlçe merkezine 20 kilometre mesafede, Ankara-Ayaş-Beypazarı karayolu üzerinde bulunan 700 yatak kapasiteli Dutlu Tahtalı Termal Tesisleri’nde düzenlenen banyo ve içme kürleri romatizma, deri, solunum yolu, iç salgı sistemi, böbrek ve kireçlenme gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

NASIL GİDİLİR?

Ankara Etlik Otobüs Terminali’nden (Eski Garajlar) saat başı, Akköprü Migros’tan yarım saat arayla otobüs ve minibüsler hareket ediyor. Kendi aracıyla gidenler, Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Sincan -Yenikent yol ayrımından devam ederek, Yenikent güzergahından Ayaş-Beypazarı yoluna çıkmalı. Beypazarı, Ankara’dan 100, İstanbul’dan 320 kilometre uzaklıkta. Ulaşım için Asem-Beytaş: (312) 341 22 22, Güzel Peypazarı: (312) 341 28 23, Lüks Beypazarı Seyahat: (312) 309 63 68.

NEREDE KALINIR?

Pansiyon olarak hizmet veren 10’a yakın tarihi Beypazarı evinde kalabilirsiniz. İlçe merkezinde de iki otel var. Şehirden 20 kilometre uzaklıktaki Dutlu Termal Tesisleri de konaklama yerlerinden biri. Akşemseddin Otel (312) 763 01 12, Cırcırların Konağı (312) 763 00 05, İnözü Vadisi Dostlar Tesisi (312) 763 22 44, İnözü Vadisi Zindancık Tesisi (312) 763 60 08, Münsürlerin Konağı (312) 763 37 63, Müfdüzade İzzet Hoca Efendi Konağı (312) 763 10 56, Hacı Bostan Konağı (312) 763 08 37, Suluhan Pansiyon (312) 763 30 34, Dutlu Termal Tesisi (312) 763 14 20.

Beypazarı müjdesi

Nesli tüm Avrupa’da tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan kara akbabaların, Ankara’nın Beypazarı İlçesi’ndeki ormanlarda yaşadığı tespit edildi.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Kuş Araştırmaları Derneği’nin birlikte yürüttükleri proje kapsamında, Beypazarı Orman İşletmesi sahası olan Kapaklı ve Karlık bölgelerinde kara akbabaların yaşayıp çoğaldığı belirlendi.

alıntı: hürriyet gazetesi

anahtar kelimeler: Ankara Tatil Yerleri,Ankara otelleri,Ankara ucuz otelleri,Ankara ucuz pansiyonları,Ankara pansiyonları,Ankara restaurantları,Ankara gezilecek yerleri,Ankara tarihi,Ankara resimleri,Ankara araba kiralama,Ankara ucuz tatil,Ankara hotelleri,Ankara ucuz hotelleri,Ankara ulaşım,Ankara kalacak yerler,Ankara haritası,Ankara ilçeleri

Ankara ya nasıl Gidilir

İstanbul’dan karayolunu kullanarak çıkacaklar için otoyol veya normal yoldan giderek İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu geçilip Ankara’ya girene kadar, 6 il üzerinde yaklaşık 428 km lik bir güzergâh bulunuyor. Havayolunu tercih edenler 40 dakika gibi bir sürede kendilerini Esenboğa hava alanında bulurken, tren yolculuğunu sevenlerle, otobüsle yolculuk edenler, 6 ila 10 saat arası İstanbul’dan Ankara’ya ulaşabiliyorlar.
Özel araçla yola çıkanlar için yol üzerinde ne var ne yok bir göz atıyoruz.
Oto yolu seçip Çamlıca gişelerden yola çıkanlar, gişelerden itibaren bir süre, adeta kendilerine kent içi trafiğini aratmayacak yoğunluk içinde yol alacaklar. Bu trafik yoğunluğu Bayramoğlu Darıca yol ayrımına kadar sürücülerle birlikte geliyor. Sapak sonrası bu noktada yoğunluk bir miktar azalsa da Dil Ovası, Hareke tünelleri geçildikten sonra gerçek rahatlık İzmit sonrası hissediliyor. Kocaeli ili sonrası karşımıza çıkan tüneller geçilip, bitiminde Sakarya’nın ip gibi düz yolu aşılınca, oto yol bu defa sadece Bolu, Ankara ve devamını kullanacak olan sürücülere kalıyor. Kaynaşlı’dan itibaren otoyoldan ve Düzce il sınırlarından çıkıp Bolu Dağı rampasına tırmanmaya, Bakacak mevkiine dek başlarken, seyir halinde bulunan ağır tonajlı kamyon ve römorklu tırların varlığı daha fazla hissediliyor. Tek yönlü devam eden güzergâh boyunca bilhassa kış koşulları göz önüne alındığında rizikosu yüksek yollar sınıfına giriyor. Sürücülerin sadece kendilerini değil birlikte seyrettikleri araçları da düşünmek zorunda olduklarını hatırlayarak, ani ve hatalı sollamalardan, ani frenlerden kaçınmaları gerekiyor. Zira uzun yolun yorgun sürücülerinden ve ağır yüklü taşıtlardan böylesi rampa yollarda fedakârlık beklemek yerine anlayış, sabır, toleransı küçük araçların göstermesi kaçınılmaz oluyor. Kış aylarında sıkça görülen kar yağışı ve buzlanmaya karşı araçta bulunması gerekenler zincir, çekme halatı, takoz bulundurulmalı, sis ve yağmurlu havalarda öndeki araçla mutlak mesafeli gidilmeli. Özellikle bu rampalı bölümde düz ve uzun yolda kazanılan suni hız alışkanlığından kaçınılmalı. Sorunların büyük bölümü Bolu Dağı tünellerinin devreye girmesiyle son buldu. Dağ yolu nefes aldı.
Dağ havasının buram buram hissedildiği şiirsel manzaralı güzergâhın Bolu Dağı kesimi kendine has özelliklerin yanı sıra bünyesinde güzellikler ve iştah açıcı lezzetler, kokular, barındırıyor. Ocak başını andıran Bolu dağı rampasından günün veya gecenin hangi saatinde hangi yönden gelirseniz gelin, geçerseniz geçin zamana göre lezzeti unutulmaz kahvaltılar, yemekler yiyebiliyorsunuz. İstanbul’dan gidiş yönü Bolu Dağı mevkiinde İsmail’in Et lokantası, Berceste’nin açık ve kapalı salon ve bahçeleri daha uzaklardan iştahınızı kabartmaya yetecek marifetler sergiliyorlar. Kebap severlerin başlıca uğrak noktaları olan ızgara lokantaları, mola ve dinlenme yerleri aynı zamanda köy ürünleri satış mağazaları ile de dikkat çekip, ilgi görüyorlar. Zengin kahvaltı büfelerinde de tadabileceğiniz yöresel ürünler arasında Sakarya’nın Abaza ve islim peynirleri, has tereyağları ilk sırayı alıyor. Kurutulmuş meyveler, yöresel salçalar, ceviz, kestane ve benzeri kuru gıdalar, bakliyatlar, tarhana, erişte ile mevsiminde toplanmış dağ çileği ve diğer meyvelerden yapılma reçeller, ballar, tahin pekmezler, köy ekmekleri ve daha hiç akılda olmayıp görünce akla takılan neler neler… Abant sapağı sonrası Bolu il merkezi devamında yeniden otoyola girip, Gerede Yeniçağ’a geliniyor. Bu mevkide bulunan Esentepe ve Kartalkaya kayak merkezlerine ayrılan sapaklar bulunuyor. Ankara yaklaşımında ilk karşılayan Kızılcahamam olurken çıkılan yüksekliklerden Ankara’ya doğru iniş başlıyor. Düzelen yol bitiminde otoyol ferahlığı ve konforu ile Ankara’ya giriliyor.
İstanbul Ankara arasında bu yolu birkaç kez gidip gelenler eğer aynı manzaradan usandılar ve vakitleri varsa Sakarya Akyazı’dan girip asfalt yolu takiben Mudurnu, Nallıhan üzerinden geçip Beypazarı’nı görerek Ankara’ya bir başka alternatif yolu kullanabilirler. Bu güzergâh profesyonel haritalarda yeşil hatla belirtildiği gibi manzarası güzel yollardan sayılıyor. Ankara çevresini ağ gibi saran çevre yolları, otoyol bağlantıları ile kent içine girmeden veya uzak noktadan gireceğiniz noktaya yakın bağlantılardan giriş yapabiliyorsunuz. Bunun için otoyol üzerinde bulunan yön tabelalarını takip etmek yeterli oluyor.
Ankara’ya yaklaşık 96 km uzaklıkta bulunan Gordion antik alanına Eskişehir, Afyon yönüne giden karayolunun 76 km kullanıp, Polatlı’dan 17 km sonra sağa kıvrılan yol ile ulaşabiliyor. Alagöz Karargâh Müzesine gitmek için ise Ankara - Eskişehir karayolunun 42. km sinden sonra sola doğru 3 km girilip Alagöz köyü öncesinde yer alan Atatürk müze Evi gezilebiliyor.

Ankara

Anadolu’nun kavşak noktası, Başkent Ankara;
Eski Taş Devri, Bakır Çağı, Bronz Çağı, Hititler, Frigler, Persler, Glatlar, Bergama Krallığı, Tektosaglar, Pontus Krallığı, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Moğollar, Osmanlılara ev sahipliği yapmış, 13. Ekim. 1923 de Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olmuş. Bu tarihi kenti gezmeye, kentin simgesi haline gelmiş Ankara kalesinden başlıyoruz.
Ankara’nın birçok yerinden görünen kalenin haliyle kentin tamamına yakın bölümünü gören bir de muhteşem manzarası bulunuyor. Ankara kalesine çıkanlar hem kenti tepeden seyir imkânı buluyorlar, hem de bu noktada değişik duygulara kapılıyorlar.
Kaleden Türkiye’nin başkenti Ankara’ya tepeden bakmanın anlatılmaz bir zevki, bambaşka bir tadı var. Başkentin çatısından değil de, sanki Türkiye’nin geneline bakış gibi bir şey! Hatta kendinizi bu noktada yönetici gibi hissedebiliyorsunuz. Bu duyguya kapılma nedeninde kalede olmanın verdiği güven duygusunun yanı sıra, panoramanın uzunluğunun yarattığı hâkimiyet ve yüksekliğin etkisi de büyük rol oynuyor.
Ankara kalesini çevreleyen surlar içinde ise daha farklı bir atmosfer yaşanıyor. Kıymeti sonradan anlaşılıp restorasyonlarla yeniden hayata döndürülen ve çeşitli işlerlikler kazandırılan eski evlerin kimisi butik otel restoran, kimisi hediyelik eşya dükkânı, kafe amaçlı kullanılıyor. Yenilenmiş farklı doku gezi severlere hem eskiyi yaşatıyor, hem de fotoğraf severlere kompozisyon olup seyir zevki veriyor. Kale gezisi sırasında yorgunluk molaları veriliyor, Ankara’ya karşı yemekler yenip, içecekler keyifle yudumlanıyor.

Ankara Kalesi
M.Ö.2.yy da Gladlılar’dan kalma olduğu sanılan kale, iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşuyor. İç kale surlarının M.S. 630 yılında imparator Heraklins tarafından yapıldığı, M.S 859 yılında Bizans imparatoru III. Mihail zamanında onarım gördüğü biliniyor. Bugünkü görünüşü ile Ankara Kalesi Selçuklular döneminden kaldığı belirtiliyor. Osmanlılar döneminde de çeşitli onarımlar gören kalenin iç kale kısmı dikdörtgen planlı olup Ankara taşı (Bazalt) ile yapılmış.
Ankara kalesinin surları üzerinde dolaşıp, kale içi evlerini daracık sokaklarını görüp, çevreyi seyretmekten başka Ankara’ya gelip de mutlaka görülmesi gereken bir müze var ki zenginliği ve güzelliği karşısında anlatımında ifade zorluğu çekiliyor.
Kalenin Hisar kapısından çıkıp, sağa dönerek Gözcü sokağından inilerek ulaşılan kubbeli yapı Osmanlı dönemi Bedesteni olup, 1464-1471 tarihleri arasında Fatih Sultan Mehmet’in veziri Mahmut Paşa tarafından yaptırılmış, 1960 lı yıllarda gerçekleştirilen düzenleme ve onarımla görkemli bir müze haline getirilmiş. Anadolu’nun bir özetini sergileyen, eserlerle dolu olan ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ her gün ilgiyle geziliyor. Tel: 0(312) 324 31 60 - 312 62 48
Ziyaret saatleri: 08.30 - 17.30)
Yerli yabancı turistlerin gözbebeği müzenin Poleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Urartu, Yunan, Roma, Geç Hitit gibi bölümlerinde binlerce yıl öncesine ışık tutan etkileyici eserler, Ankara ve çevresinde ki medeniyetlerin tarihini, gözler önüne seriyor.
Kale burçları üzerinde bulunan Ankara saat kulesi, kale çevresinde bulunan Pazaryerini yukarda bırakıp aşağıya iniyor ve Ankara’nın bir başka önemli ziyaret yeri olan Hacı Bayram Camiine geliyoruz.

Hacı Bayram Camii
Augustus ve Roma tapınağının yanı başında bulunan cami 1427/1428 yıllarında Hacı Bayram Veli’nin ölümünden iki yıl önce inşa edilmiş. Cami alanı içinde Hacı Bayram Veli türbesi de yer alıyor. Selçuk mimari stili ile inşa edilmiş olan cami, Mimar Sinan tarafından onarılmış. Kare planlı minaresi, taş kaideli olup, silindirik tuğla gövdeye sahip. 17.yy sonunda Nakkaş Mustafa tarafından iç süslemeleri yapılmış bu süslemelerde daha sonra Kütahya çinileri kullanılmış.

Augustus ve Roma Tapınağı
Eski çağlardan günümüze ulaşabilmiş en önemli tapınaklardan biri olan yapı, üzerinde bulunan Latince ve Yunanca yazılı belgelerle önemini daha da artırıyor. Kısa kenarında 8, uzun kenarında 15 sütün bulunan Korinth düzenli yapı, kazı çalışmaları ve onarım görmüş. Batıya bakan tapınağa Ulus Meydanı, Bayram sokağı takip edere de ulaşılabiliyor.

Ankara Tiyatrosu
Ankara kalesi eteklerinde bulunan bir başka ziyaret yerimiz ise kalenin kuzey batı yamacı üzerinde bulunan tiyatro kalıntıları olabilir. Ulus meydandan kaleye çıkan Hisar Parkı Caddesi üzerinde bulunan tiyatro kalıntısı M.S 1. yy ikinci yarısı ile M.S. 2. yy başlarına tarihlenmiş. Roma’ya özgü plan tipi görülen tiyatronun yarım daire şekilli orkestrası, oturma sıraları, orkestraya geçiş bölümleri görülebiliyor.

Julien Sütunu
Çankırı Caddesini dönüp Armutlu sokağından girilerek gelinen (Stat Oteli arkası) meydanda küçük bir kaide üzerine, dairesel biçimde tuğla örülerek yapılmış 15 metrelik bir sütun bulunuyor. Bizans dönemi olup 6 yy tarihlenen ve tepesinde ki Korinth başlığı ile sonlanan sütuna halk arasında Belkıs sütunu da deniliyor.

Roma Hamamı
Ulus Meydanında kuzeye doğru yöneldiğiniz zaman Yıldırım Beyazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesinin sol tarafında hamam kalıntılarına rastlanıyor. İyi korunmuş durumda ki Ankara Roma Hamamı iki bölümden oluşuyor. Kare planlı hamamda bulunan soğuk, ılık, sıcak bölümleri, yüzme havuzu, soyunma ve terleme yeri, ocaklar, servis kısımları, su depoları ile yapı anıtsal bir bütünlük haline getirilmiş. Günümüzde Roma Hamamlarını gezenler hamamın alt ısıtma katları ile servis bölümlerini görebiliyorlar. Son yıllarda restore edilen hamam’da çeşitli sütunlar, kabartmalarla süslü mezar taşları da görülebiliyor.

Ulus ve Gençlik Parkı
Tren istasyonundan Ulus’a giden yol ile ulaşılan Gençlik Parkı kentin önemli nefes borularından biri. Kentin orta yerinde fıskiyeli, köprülerle süslü, dev bir havuzla karşılaşanlar bir ölçüde suya olan hasretlerini gidermeye çalışırken kâh göl kenarında ki çay bahçeleri ve restoranlarda mola verip serinliyor kâh pedallı deniz bisikletlerine binerek, tekne gezilerine katılarak sınırlı alanda dolaşıyorlar. Özellikle Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelenlerin bilhassa rağbet ettiği Gençlik Parkı, luna parkı, çeşitli etkinliklere imkân vermesiyle eğlence yeri olarak geziliyor, ilgi görüyor.
Kentin en işlek meydanlarından olan, Ulus Meydanını süsleyen bir başka anıt ise Kurtuluş Savaşı kahramanları anısına dikilmiş olan Zafer Anıtı. 1927 yılında Avusturyalı heykeltıraş Krippel tarafından yapılan ve taştan bir kaide üzerinde yükselen anıtta iki Türk askeri ile at üzerinde Atatürk bulunuyor. Ulus, Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi gibi tarihi binalarıyla, abidevi yapılarıyla da dikkat çekiyor.

Kızılay
Kentin en önemli meydanı, sevinçlerin, konserlerin kazanılan maç zaferlerinin kutlandığı caddesi en az Ulus semti kadar kalabalık merkezi. Önemli bir nokta olan Kızılay Meydanı aynı zamanda butikleri, pasajları ve dev marketleri ile en fazla nüfus yoğunluğu barındıran merkezi konumunda. Adeta kentin kalbinin attığı Kızılay ve Kızılay’a açılan diğer yolları, çevresi yoğun yaya ve taşıt trafiğine sahne olurken tüm randevuların verildiği buluşma noktası, gezi alanı olarak gün boyunca kalabalık görüntüsüyle dikkat çekiyor.

Çubuk Barajı
Ankara’nın su ihtiyacını karşılamak için tasarlanan yer olan baraj gölü Atatürk tarafından 1929 lar da Çubuk Çayının bir baraj gölünde toplatılmasıyla oluşmuş. Atatürk için bir de köşk yapılan mesire yerinde Ata birçok kez arkadaşları ile kalmış, dinlenerek vakit geçirmiş. Günümüzde Ata’ya ait hiçbir eşyanın bulunmadığı Köşk’e daha sonraları bazı ilaveler yapılarak Baraj Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlanmış. Ankara’nın mesire yeri olarak ziyaretçileri ağırlayamaya devam eden Çubuk Gölü ve çevresinde restoran ve gezinti alanları bulunuyor.

Büroklarlara, bakanlıklara, büyükelçilikler sıkça rastlanan kent olan Ankara bitti mi derseniz, hayır tabii.
Atakule gibi birçok alış veriş merkezinde veya Kızılay’da dolaşıp alış veriş yapabilirsiniz. Arslanhane, ahi Elvan, Alâeddin, Karacabey, Kurşunlu, Zincirli, Maltepe, Kocatepe camilerini ziyaret edebilirsiniz.
Kavaklıdere, Çankaya, Maltepe, Küçük Esat, Altındağ, Hisar, Kızılay, Anıttepe, Emek, Balgat, Kocatepe, Cebeci, Sıhhiye, Yenişehir, Yenimahalle, Yenidoğan, Demirlibahçe, Dikmen, Ayrancı, İskitler, Akköprü, Ulus, Aydınlıkevler, Bahçelievler gibi birçok semtte dolaşıp farklı özellikleri görebilirsiniz.
Kuğulu parkta, Altın parkta mola verip, Gölbaşında piknik yapabilir, Ayaş’da eski evleri görebilir, Kalecik’te şarapların tadına bakıp, Haymana’da tıpkı Kızılcahamam’da olduğu gibi kaplıca sularıyla şifa bulabilirsiniz. Polatlı’da, Bala’da tarihe yolculuk yaparken kışın Elmalı’da kayak da yapabilirsiniz. Soğuksu Milli Parkı doğa tutkunlarını kucaklarken, Beypazarı mimari dokusu, değişik lezzetleri, kısa tatillerin vazgeçilmez adresleriniz olabilir. Geziniz özel kutlama günlerine denk geldiyse Ankara folkloru denince ilk akla gelen seğmenlerini, Ankara zeybeği ve ünlü misket oyunlarını izleyebilirsiniz.
Sanat etkinliklerini, konserleri, çeşitli spor sahalarında coşkulu karşılaşmalarını takip edebilirsiniz. Bir zamanlar Ankara’yı temsil eden Birinci Türkiye liginin gözdelerinden PTT, Hacettepe gibi takımları olmasa da, iç ve dış sahalarda aldıkları başarılı sonuçlarla kendilerinden söz ettirip, üstün performans sergileyen Gençlerbirliği, Ankaragücü’nün sezon içinde, 19 Mayıs stadında oynadıkları heyecanlı maçlarını seyredebilirsiniz.
Puf yastık gibi kabarık tüylü, renkli gözlü Ankara kedileri, bir o kadar daha üne sahip Ankara tiftik keçileri ilginizi çekebilir.
Ankara ilinin Bolu, Eskişehir, Konya, Aksaray, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Afyon gibi komşularına, gün içinde gidip gelecek yakınlıkta oluşu nedeniyle, ziyarete değer güzelliklerin, çevrenin cazibesine de kapılabilirsiniz.
“Ankara Ankara Güzel Ankara”

GORDION YASSIHÖYÜK
Ankara’nın 96 km güneybatısında yer alan Frikya’nın başkenti Gordion (Yassıhöyük) Anadolu’nun önemli antik kentlerinden biri. Ticaret ve Kral Yolu üzerinde bulunan antik kentte yapılan kazılarda Eski Tunç çağından başlayarak Hititlere, Friklere, Perslere, Yunanlılara ve Romalılara ait medeniyetlere rastlanıyor.
Kent höyüğünde ve 25 tümülüste yapılan kazılarda bulunan sanat eserleri, Frig sanatı ve kültürü konusunda önemli ipuçları veriyor. Eserlerin büyük bölümü Ank. Ana. Med. Müzesinde ve Büyük Tümülüsün karşısında bulunan yerel müzede sergileniyor.
Gordion iç ve dış kent kapıları, teras binaları, küçük höyük Tümülüsler antik kentte görülebilen kalıntılar. Sayıları 80 civarında olan Tümülüsler arasında en büyüğü 53 metre yükseklik, 300 m çapı ile Büyük Tümülüs yer alıyor. Anadolu’nun en büyük ikinci tümülüsü, ardıç ve sedir ağaçlarının üst üste dizilmesiyle mezar odası oluşturulmuş, çevresine taş duvar örülmüş. Kirişlerle desteklenen mezar odası üzerine üçgen çatı oturtulmuş. 4 metre taş dizilip üzerine önce killi sonra normal toprak yığılmış. Anıtsal mezar odasına özel yapılmış tünel ile giriliyor. İçine konulanların bozulmadan uzun süre kalabilmesi ve dayanıklılık süresinin artmasını sağlayan özel yapım mezar odasının oldukça serin havası ve nem yüzdesi oranı dikkat çekiyor.

Müzeler
Anıtkabir Müzesi:
Tel: 0(312) 310 53 61
Ziyaret saatleri:
Kış: 09.00-12.00/13.00-17.00
Yaz: 09.00-12.30/13.30-17.00

Çankaya Müzesi: Tel: 0(312)468 63 00/2675
Ziyaret Saatleri: 13.30-17.00

Etnografya Müzesi: Tel: 0(312) 311 95 56
Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

Kurtuluş Savaşı Müzesi:
Tel: 0(312) 310 53 61
Ziyaret saatleri: Kış: 09.00-12.00/13.00-17.00
Yaz: 09.00-12.30/13.30-17.00

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi:
Tel: 0(312) 310 20 94
Ziyaret saatleri: 09.00-12.00/13.30-17.00

Cumhuriyet Müzesi: Tel: 0(312) 310 71 40
Ziyaret saatleri: 09.00-12.00/13.30-17.00

Ankara Çiftlik Atatürk Evi:
Tel : (0312) 212 65 06
Ziyaret saatleri: 09.00-17.00

Milli Mücadele Atatürk konutu ve Demiryolları Müzesi:
Tel: 0(312) 310 35 00
Ziyaret saatleri: 13.30-17.00

ODTÜ Müzesi: Tel: 0(312) 210 10 10
Ziyaret saatleri: 08.30-17.00

P.T.T Müzesi: Tel: 0(312) 316 62 63
Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

Ziraat Bankası Müzesi:
Tel: 0(312) 310 37 50/43 48
Ziyaret saatleri: 08.30-12.30/13.30-17.30

100. Yıl Spor Tarihi Müzesi Eğitim Müzesi:
Tel: 0(312) 312 23 63
Ziyaret saatleri: 09.00-12.30/13.30-17.00

M.T.A Tabiat Tarihi Müzesi: Tel: 0(312) 287 34 30
Ziyaret saatleri: Hafta İçi:09.00-17.00
Cumartesi-Pazar: 10.00-15.00

Cengelhan Rahmi Koç Müzesi:
Tel: 0(312) 309 68 00
Sutepe Mahallesi, Depo Sokak No: 1, Altındağ

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Müzesi:
Tel: 0(312) 302 24 19 Hafta içi her gün mesai saatleri içinde randevu alınarak ziyaret edilebilir.

Oyuncak Müzesi: Tel: 0 (312) 363 33 50/297 giriş ücretsizdir. Çarşamba ve Cuma günleri 10.00 - 17.00 saatleri arasında gezilebilir. Adres: Ank. Üni. Eğ. Fak. Cemal Gürsel Caddesi Cebeci

Gordion Müzesi: Tel: 0(312) 638 21 88
Ziyaret saatleri: Yaz: 08.30-17.30 - Kış: 08.30-17.00

Ankara da Nerde Kalınır

Kavaklıdere, Kızılay, Maltepe, Ulus otellerin daha yoğun bulunduğu yerler. Her keseye uygun konaklama imkânının bulunduğu kentte ulaşım için fazla vakit kaybedilmediği için uzaklık fark etmiyor. Turistik bir konaklama yapmak isteyenler kale içinde bulunan butik tarzda döşenmiş konaklama tesislerini seçerken, Bakanlıklara, devlet dairelerine, büyükelçiliklere, iş ve alış veriş merkezlerine yakın olmak isteyen veya bankalarda işleri bulunanlar Ulus, Maltepe, Kavaklıdere gibi semtlere dağılmış olan otelleri tercih ediyorlar.

Kent Otel
Mithatpaşa Caddesi no: 4 Yenişehir
Tel: 0(312) 435 50 50

Best Western Hotel 2000
Gülseren Sokak no 4 Maltepe
Tel: 0(312) 231 81 70

Neva Palas
Esat Caddesi no. 32 Küçükesat
Tel: 0(312) 419 58 25

Hotel Houston
Güniz Sokak no: 26 Kavaklıdere
Tel: 0(312) 466 16 80

Hotel İçkale
G.M. K Bulvarı no: 89 İçkale
Tel: 0(312) 230 61 33

Eyüboğlu Hotel
Karanfil Sokak no: 73 Bakanlıklar
Tel: 0(312) 417 64 00

Turist Hotel
Çankırı Caddesi no: 37 Ulus
Tel: 0(312) 310 39 80

Hotel Atalay
Çankırı Caddesi n: 20 Ulus
Tel: 0(312) 309 15 15

Hotel Almer
Çankırı Caddesi no: 17 Ulus
Tel: 0(312) 309 04 35

Hotel Oğultürk
Rüzgârlı Sokak no: 6 Ulus
Tel: 0(312) 309 29 00

Hotel Vip
Karanfil Sokak no: 9 Kızılay
Tel: 0(312) 425 10 03

Otel Örnek
Gülseren Sokak no: 4 Maltepe
Tel: 0(312) 231 81 70

Hotel 2000
Bestekâr Sokak no: 29 Kavaklıdere
Tel: 0(312) 419 90 01

Hotel Selvi
Çankırı Caddesi no: 16 Ulus
Tel: 0(312) 310 35 00

Mega Residence
Tahran Caddesi no: 5 Kavaklıdere
Tel: 0(312) 468 54 00

Ankara Da Ne Yenir

Ankara kent restoranla, balık lokantaları, lüks otellerin açık büfeleri, kale içi, A.O.Ç, Çubuklu gibi çeşitli yerlerde bulunan özellikli restoran ve lokantalara sahip. Kiminde nostalji soluyup Türk mutfağından seçmeler yiyebiliyor, kiminde tren vagonu içinde farklı atmosferlere konuk oluyorsunuz. Bu alternatiflere alışveriş merkezlerinin salonlarını, beş yıldızlı otellerin tepe salonlarını, kale içinin tepeden Ankara’yı gören manzaralı bahçe ve salonlarını, Çubuk barajı veya Gölbaşı göl kenarı restoranlarını da eklemek mümkün. Vakti dar olanlar için Kızılay ve paralelinde bulunan caddelerde fast food türü lokantalar, pizzacılar, dönerciler, İskender, köfte çeşitleri ile dolup taşan yerler olarak rağbet görüyor.
Damak tadına düşkün olanların Altınoluk’tan hatırlayacakları bir de pastane var. Yemek sonrası serinlemek isteyenler için özellikle damakta tat bırakan çeşitteki dondurmalarıyla Vardar Pastanesi, Sıhhiye’de bulunan Yeni Karamürsel mağazası arka sokağında hizmet veriyor.

Karadeniz Yavuz Lokantası
130 kişilik yemek salonu, 250 kişilik yazlık ve kışlık salonu, pastane ve kahvehanesi ile gelenekseli yaşatan mekânda, mutfak hizmetinin görüldüğü 1925 ve 1932 tarihli iki özgün vagonun keyfiyet isimli köşesinde kömürlü semaverde sunulan demli çaylarla keyfe dönüşüyor. Karadeniz yöresinin seçkin yemeklerini, kebap çeşitleri, ızgara balıklar, Türk mutfağının sulu yemekleri, Karadeniz pideleri yenebiliyor. Hafta sonu ise 99 çeşitte açık büfede sunuluyor.
A.O.Ç Gazi Tren İstasyonu Binası Silahtar Caddesi no 220 - Tel: 0(312) 211 24 20

Mega Residence
Schnitsel Restaurant. 152 kişi kapasiteli, haftanın her günü canlı müzik eşliğinde Avusturya mutfağının seçkin örneklerini sunuyor. Schnitsel, et ve balık çeşitleri yenebiliyor. Restoranın Mega barı aperatif içkiler eşliğinde günün yorgunluğundan kurtulmak isteyenleri ağırlıyor. Tarhan Cad. No 5 Kavaklıdere. Tel: 0(312) 468 54 15

Washington Restoran, Doğapark, Esat’ta Tavacı Recep Usta, Hüsrev’de, Urfalı Hacı Mehmet, Tadım, Saklı Bahçe, Gölbaşı Beykoz et lokantası kentin sevilen mekânları.

Ankara

Bu merkezi konumu itibariyle tarih boyunca özellikle Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, Ankara keçilerinin tüylerinden yapılan sof kumaşlarının yurt dışına satılması Ankara’yı kervansarayların güzergahı ve bir ticaret merkezi haline getirmiştir.

Ankara’nın en belirgin noktasında yer alan yapı, Ulu Önder Atatürk için yaptırılan ihtişamlı Anıtkabir’dir. 1953 yılında tamamlanan bu antik ve modern mimari sentezi yapı Türk mimarisinin gücünü ve zarafetini kanıtlamaktadır.

Şehrin en eski bölümleri tarihi Kaleyi çevrelemektedir. Duvarlar içinde 12. yüzyıla ait Alaaddin Cami her ne kadar Osmanlılar tarafından elden geçirilmişse de hala Selçuklu ahşap işçiliği ve sanatının güzel örneklerini sergiler. Pek çok sayıda ilginç eski Türk evi restore edilmiş ve sanat galerileri ya da geleneksel Türk mutfağından örneklerin sergilendiği lokantalar olarak yeniden hayat bulmuştur.

Hisar Kapısı’nın yakınlarında güzel bir şekilde restore edilmiş olan Bedestendeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Paleolitik, Neolitik dönemlere ve Hatti, Hitit, Frigya, Urartu ve Roma Uygarlıklarına ait paha biçilmez eserler yer almaktadır.

Kalenin dışında 13. yüzyıldan kalma Arslanhane Cami ve 14. yüzyıla ait Ahi Elvan Cami görünmeye değer eserlerdendir. Roma döneminin şatafatını M.S. üçüncü yüzyıldan kalma hamamlar, dördüncü yüzyıla ait Julian Sütunu ve ikinci yüzyıldan kalma korint stiline inşa edilmiş olan Agustus Tapınağı Ulus Meydanı’na yakın bir biçimde kalenin çevresindedir. İmparator Augustus’un “Politik Emirleri” nden biri olan ve kendisinin başarılarını ayrıntılı olarak veren yazıt, Ankara’daki Augustus Tapınağı’nın duvarlarıdır.

Kale yakınlarında, bir Roma Tiyatrosu ve aynı bölgede 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Cami ve türbesi yer almaktadır.

Selçuklu tahta kapı oymacılığının şaheserlerinin ve diğer günlük kullanım araçlarının sergilendiği Etnografya Müzesinin hemen yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi Türk güzel sanatlarından kesitler içerir. Ankara’daki en büyük camii olan Kocatepe cami 1976 ile 1987 arasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.

Ankara, seçkin bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olmaktadır. Şehir, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Flarmoni Orkestrası ile ünlüdür.

Tarihçe
Galatlar zamanında adına Ankyra denilen Ankara´nın tarihi Yontmataş çağına kadar uzanıyor. Hitit ve Friglerin zamanında oldukça önemli bir yere sahip olan Ankara, Friglerin basşehriymiş. Sırasıyla Lidya´lıların Kimmerlerin ve Perslerin egemen olduğu şehir daha sonra İskender´in eline geçmiş. Onun ölümünden sonra komutanları arasında el değiştiren şehir, Roma zamanında da önemini korumuş.

Görülmeli
Anıtkabir, Atatürk Orman Çiftliği, Elmadağ ve Gölbaşı görülmeli.

Yedi Kuğular Kuş Cenneti
Suluova´ya yaklaşık 10 km uzaklıkta. Kuğu, yabankazı, karabatak ve yaban ördeği gibi birçok tür görmek mümkün.

Atatürk Orman Çiftliği
Atatürk Orman Çiftliği´nde tarımsal ürünlerin yanısıra, bira ve meyve suyu fabrikaları, seralar ve Türkiye´nin en büyük hayvanat bahçesi yer alıyor.

Çubuk Barajı
Çubuk barajı, Çubuk çayı üzerinde yeralıyor. 1936 yılında hizmet vermeye başlamış olan baraj, çam ve akasya ağaçlarıyla Ankara´nın gözde mesire yerlerinin başında geliyor.

Dikilitaş Göleti
Ankara´ya uzaklığı 55 km. olan gölette tatlısu balıkları avlanabiliyor.

Kurtboğazı Barajı
Ankara´ya 50 km uzaklıkta bulunan baraj Ankara´nın ideal gezi alanlarından biri.

Moğan Gölü
Gölbaşı´nda bulunan bu sığ göl su sporlarına ve balıkçılığa elverişli. Ankara´ya 15 km.

Ahlatlıbel
Ahlatlıbel´de bulunan damga ve mühürler, idoller, el baltaları, mücevherler gibi arkeolojik buluntular, ölü Anadolu Medeniyetleri Müzesi´nde sergileniyor.

Eti Yokuşu
Tarihi Bronz çağa kadar dayanan eski yerleşme yerinde MÖ 3000 - 2500 dönemine ait üç ayrı yerleşim dönemi ilgili buluntulara rastlanıyor. Çubuk Çayı kıyısındaki höyükte idol, renkli kaplar, testere dişli bıçaklar, iğne gibi buluntular ilgi çekiyor.

İklim
Karasal iklim özellikleri taşıyan Ankara´da kışlar sert geçiyor. Yazlar kurak ve sıcak. En iyi dönemi ilkbahar sonu ve sonbahar başları.

Ankara : Tanıtımı, Resimleri, Tarihi - İl İl Türkiye


Ankara’nın adının nereden geldiğine dair çeşitli söylentiler olmakla birlikte, tarihe geçmiş adı Eskiçağdan zamanımıza kadar hemen hemen hiç değişmemiş gibidir: Ankyra (Ancyra), Angora, Engürü ve şimdi Ankara.

Sırasıyla Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, Persler, Lidyalılar, Makedonyalılar, Galatlar, Romalılar ve Selçuklu sınırları içerisinde kaldıktan sonra 1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı ülkesine katılmıştır. 1902 yılında Ankara İli 5 sancak ile 21 kazayı kapsamakta iken 1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu sancakları kaldırmış, böylece Kayseri, Yozgat, Kırşehir ve Çorum Sancakları il haline gelerek Ankara’dan ayrılmıştır.

Kurtuluş Savaşı planlarının yapıldığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hazırlıklarına mekan olan İlimiz, yakın tarihimizde ayrı bir önem taşımaktadır. Temsil Kuruluşunun çalışmalarını yürütmek için Ankarayı karargâh olarak seçen Mustafa Kemal 27 Aralık 1919 da buraya geldiğinde büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. O günden sonra Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetin temellerini burada şekillendirmeye başlamıştır. 13 Ekim 1923 tarihinde Başkent olan Ankara, hızlı bir toplumsal, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel gelişime sahne olmuştur.